« Önceki SayfaSonraki Sayfa »

Kan Uykusu

SkyTürk ekranlarında bir belgesel yayınlandı. Adı “Kan Uykusu“. 1993-1995 tarihleri arasında Hakkari’de yaşananları yaşayanların dilinden izlemek çok çarpıcıydı. Belgeseli izlerken, vatanı için canını ortaya koyanlara gözyaşlarıyla teşekkür ettim bir kez daha.

Osman Pamukoğlu Paşa önderliğinde katil ordusuna karşı verilmiş müthiş mücadele ile övündüm, gurur duydum. Cesaret, onur, şeref, gözüpeklik, liderlik, kahramanlık gibi kelimelerin içini mehmetçikle tekrardan doldurdum. PKK gibi şerefsizlere bir kez daha lanet ettim.O belgeseli, vatanın gerçek sahiplerinden izledim. Tanıtım videosu için buraya bakabilirsiniz.
Belgeselde geçen bazı konular:

Genelkurmay Başkanı’nı çileden çıkartan haber neydi?
Barzani’ye bağlı karakolda kim vardı?
Ejder harekatı geceyarısı neden durduruldu?
Binlerce Mehmetçik İran topraklarına nasıl girdi?
2 PKK’lı Paşa’ya hangi sırrı verdi?
Amerikan jetleri Skrosky’leri neden vurdu?
KAN UYKUSU sır perdesini aralıyor.

Belgeselin tekrarı bugün (1 kasım 2006 saat 22:15) ve haftaya pazartesi (6 kasım 2006 saat 21:00). Kaçırmayın…

Bu not, 1.November.2006 tarihinde yazarlarımızdan kalem tarafından eklenmiştir.   
Notun konusu: Türkiye
Etiketler: none

İzmir Yangını

Mustafa Kemal’in İzmir yangını sonrasında Kızılaycı Hamit Hasancan‘a gönderdiği direktif.

İzmir, 17 Eylül 1922

Hamit Bey’e

1. İzmir yangını konusunda aşağıdaki gibi demeç vermek gerekir.

Ordumuz İzmir’i her türlü kötülüklerden korumak için kente girmeden önce önlem almıştır. Ancak Yunanlılar ve Ermeniler daha önceden kurdukları örgütle İzmir’i bütünü ile yakmayı tasarlamışlardı. Kiliselerle Hrisostomos’un vermiş olduğu demeçler İslamlarca işitilmiştir. İzmir’i yak­mak bir dinsel görev olarak bildiriliyordu. Yangın bu örgütçe çıkarılmıştır. Bunu doğrulayan birçok tanık ve belge vardır. Askerlerimiz yangını söndür­mek için bütün güçleri ile çalışmışlardır. Yangını askerlerimize yükleyenler gelip İzmir’deki durumu görebilirler. Yalnız böyle bir işlem için resmi ko­vuşturma söz konusu olamaz. Bugün burada bulunan her ulustan gazeteci­ler bu görevi doğrudan yapmaktadırlar. Hıristiyan halka iyi davranılmakta göçmenler yerlerine gönderilmektedir. Ancak, 18 ile 45 yaşında olanlar Yu­nan ordusunda kesin görevli olduklarından ve süren savaşta Yunan ordusu için yeniden görev alacaklarından dolayı içerilere gönderileceklerdir. Savaş sonunaca bunu bir askeri önlem olmak üzere yapmak zorundayız.

2. Başladığımız askeri hareket “Misak-ı Milli” sınırları içinde bulunan yurt parçalarını bütünü ile ele geçirinceye dek sürdürülecektir. Hareketi durdurup Konferans istemek düşüncesinde değiliz. Şundan ki, bugünkü ha­rekete başlamadan önce barış için yaptığımız bütün başvuru ve dileklerimiz Londra’ca güçsüzlüğümüze bağlandı. Şimdiki başvurumuzun da aynı yoru­ma uğrayarak zaman geçirilmeye çalışılmasından korkarız. Ama, silahla Anlaşıklar askerlerinin birliklerimize karşı silah kullanmalarını kesinlikle beklediğimiz için, bizim de bunlara karşl çekingen davranacağımız düşünü­lemez. Bunun için Anlaşık Devletlerce askeri hareketimiz durdurulmamak koşulu ile bugünlerde bir politik görüşmeye çağrılmayı sevinçle karşılayabi­liriz. Bunun için en uygun yer Üsküdar olabilir. Ama, Anlaşık Devletler, as­kerlerini Üsküdar’a dek çekmelidirler ve ben oraya bir miktar birlikle gire­bilmeliyim. Doğu Trakya’nın Yunan birliklerince hızla boşaltılarak TBMM Hükümeti görevlilerine teslim edilmeye başlaması gerektir. Boğazların kendimizce berketilmemesi ve İstanbul’un güvenliği sağlanmak koşulu ile trafik özgürlüğünün sağlanacağını belirtirseniz, bizim savaş değil barış istediğimizi ve bunu önleyici hiç bir etken kalmadığını ve Anlaşıkların kuşkulanacakları her sorunu çözmenin olanaklı olduğunu söyleyebilirsiniz. Trakya’ya büyük bir ordu geçirip ulusal sınırlarımız ötesinde yer tutmayı kesinlikle düşünmü­yoruz.

Fransız Amiral Dumesnil’le de bu konuyu görüştüm. Kendisi General Pelle’ye söyleyecektir. İstanbul ve Çanakkale çevresinde Anlaşık Devletle­rin belirttikleri yansız bölge ve yansız sınırın hiçbiri Hükümetimizce kabul edilmemiştir. Gereğinden çok zaman geçirdiklerinde bizim böyle bir bölge­ye kesinlikle bağlı olmadan hareket edeceğimiz kuşkusuzdur.

3. İkinci maddedeki görüşlerimizi özel olarak General Pelle ile ve daha gerek göreceğiniz olumlu devlet adamları ile gorüşerek alacağımız yanıtın Dışişleri Bakanlığına ve aynı zamanda bana bildirilmesini rica ederim.

Mustafa Kemal
Bu not, 17.October.2006 tarihinde yazarlarımızdan kirmizikalem tarafından eklenmiştir.   
Notun konusu: Türkiye
Etiketler: none

Kurtuluş Zaferi Bildirgesi

Mustafa Kemal’in İzmir’den Şanlı Kurtuluş Zaferi’mizi Türk Ulusu’yla paylaştığı bildirgenin tam metnini yayınlıyoruz.

ULUS’A BİLDİRGE İzmir, 13 Eylül 1922

Büyük ve Soylu Türk Ulusu;

Ordularımız 9 Eylül 1922 sabahı İzmir’imizi ve yine 9 Eylül akşamı Bursa’mızı, kazandıkları zaferlerle kurtardılar. Akdeniz askerlerimizin za­fer çığlıkları ile dalgalanıyor. Asya İmparatorluğuna yeltenen arsız düşma­nın savaş alanlarına gelme gücünü gösteren ordu komutanları ile komuta kurulları, günlerden beri Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümetinin savaş tutsağı bulunuyorlar. Düşmanın başkomutan atadığı General Trikopis, birçok gece ve gündüz umutsuzca çarpışmalardan ve kurtulma yolunu dene­dikten sonra, buyruğundaki generaller, kurmay başkanları ve komuta ettiği ordunun elinde kalabilen kalıntıları ile en sonunda teslim oldu. Eğer Yunan kralı da bugün tutsak ettiklerimiz arasında bulunmuyorsa, bu taç giysililerin (Padişah-kral), yöntemleri gerçekte ulusların yalnız iyi günlerine katılmak olduğundan, savaş alanlarının acılı günlerinde onların, saraylarından başka­sını düşünmemek huylarındandır.

Batı fabrikalarının çelik zırhları ile kaplanan koca Yunan orduları, ar­tık Anadolu dağlarında, subaylarınca bırakılmış acınacak sürüler, kan dökü­cülüklerinden korkarak kudurmuş kütleler ve ağaç diplerinde kalmış ola­naksız yaralılardan başka kalmadı. Düşman ordularının savaş gereçleri yak­laşık üçte ikisi ile topraklarımızadır.

Düşmanın tutsaklarından başka insan yitiğinin yüz binden ne denli çok olduğunu saptamak güçtür. Ama, resmi yetkimle ulusuma duyururum ki, bizim insan yitiğimiz dörtte üçü korkusuz yaralı olmak üzere on bin kişiye ulaşmaktadır.

Büyük Türk Ulusu …. ordularımızın yetenek ve gücü düşmanlarımıza korku, dostlarımıza güven verecek bir düzeyde gerçekleşti. Ulus orduları on dört gün içinde büyük bir düşman ordusunu yok ettiler. 400 km.lik aralıksız bir kovalama yaptılar. Anadolu’daki bütün işgal edilmiş yerlerimizi geri al­dılar. Bu büyük zafer senin ürünündür. Bursa’mızı ele geçiren Yunan birlikleri ise, ancak İmpara­torluğun askeri örgütü ile görüş ve eylem birliği ederek başarılı olmuşlardı. Ülkenin kurtuluşu, Ulusun oy ve istenci, kendi yazgısı üzerinde sınırsız ve koşulsuz egemen olduğu dönemden başlamış ve ancak Ulusun yüreğinden doğan ordularla olumlu ve kesin sonuçlara varmıştır.

Büyük ve Soylu Türk Ulusu, Anadolu’nun kurtuluşunu kutlarken sana İzmir’den, Bursa’dan, Akdeniz çevrenlerinden ordularının selamlarını da sunuyorum.

TBMM Başkanı

Başkomutan Mustafa Kemal

Bu not, 15.October.2006 tarihinde yazarlarımızdan kirmizikalem tarafından eklenmiştir.   
Notun konusu: Türkiye
Etiketler: none

PKK ateşkes ilan etmiş!

PKK 1 Ekim’den itibaren ateşkes ilan ettiğini açıklamış. Peki birçok askerimizi şehit eden dağa bayıra döşenmiş mayınlar ne olacak? Silahlar belki duracak, ama mayınlar patlamaya devam edecek! Bu nasıl ateşkes? Kimi kandırıyor bu beyinsiz caniler!

Bu not, 30.September.2006 tarihinde yazarlarımızdan kirmizikalem tarafından eklenmiştir.   
Notun konusu: Türkiye
Etiketler: none

Vatan Uğrunda

Yemin töreni askerliğin en özel anıdır.

Asker Yemini

Barışta ve savaşta,
Karada,
Denizde ve havada,
Her zaman ve her yerde
Milletime ve Cumhuriyetime
Doğruluk ve muhabbetle hizmet
Ve kanunlara
Ve nizamlara
Ve amirlerime
İtaat edeceğime
Ve askerliğin namusunu,
Türk sancağının şanını
Canımdan aziz bilip
İcabında vatan,
Cumhuriyet ve vazife uğrunda
Seve seve
Hayatımı feda edeceğime
Namusum üzerine
AND İÇERİM.

Eşi asker olan herkese sabır diliyorum. Tez zamanda sağlıkla kavuşalım hepimiz.

Bu not, 22.September.2006 tarihinde yazarlarımızdan kirmizikalem tarafından eklenmiştir.   
Notun konusu: Hayat, Türkiye
Etiketler: none

Mehmedim ölüyor, neredesin?

Bu vatanın gerçek sahibi canını veriyor, şehit oluyor görüyor musun? Benim Mehmedim ölüyor, alnımın akı ölüyor! Analar babalar ağlıyor, eşler kardeşler ağlıyor, çünkü Mehmedim ölüyor…
Filistin için yüzbinlerce kişi toplanmış İsrail’i lanetliyor, ama benim Mehmedim ölüyor. Nerde yüzbinler, NERDE!…
Hayatını bizler için vermiş şehit Mehmet, kanın yerde kalmayacak! Canım vatana feda, gidiyorum askere kanını almaya, bayrağa sahip çıkmaya, vatanı korumaya…
Bu not, 17.July.2006 tarihinde yazarlarımızdan kalem tarafından eklenmiştir.   
Notun konusu: Hayat, Türkiye
Etiketler: none

ABD ve kurulan Kürt ordusu

ABD ve dış mihraklar ne kadar isterlerse istesinler, şerefli Türk ordusu, vatanını, kanının son damlasına kadar koruyacaktır. Kardeşi kardeşe kırdırmayı amaç edinmiş, ortadoğuyu parça parça etmiş yalancı ve katil ABD, güneydoğumuzda bir uydu-ülke Kürt devleti kurdu. Şimdi de ordusunu yetiştiriyor. Sanki Türkiyemizin parçalanma senaryosunda bir adım daha atılıyor.

ABD izin verdi Kürtler 5 bin kişilik özel birlik kurdu

KUZEY Irak’taki Kürt gruplar ABD’nin onay vermesi üzerine 70 bin kişilik peşmerge ordusu içinden 5 bin kişilik özel birlik oluşturacak. Seçilen 30 kişi de savaş pilotu eğitimi alacak.

Pilot adayları ABD ve İsrail’e gönderilirken özel birliğin kurulması için çalışmalara da başlandı. Kürt internet sitesi ’Rızgari’nin haberine göre, özel birlik üyeleri ayda 1000-1500 dolar arasında maaş alıyor. Özel birliğin eğitimini ise ABD Özel Kuvvetleri’nde görevli, gerilla savaşında deneyimli 20 subay veriyor.

18- 30 yaşlarındaki peşmergeler arasından gönüllülük esasına göre oluşturulan birimin eğitimleri Erbil ve Sülemaniye’de sürüyor. Bu kişiler günde 4 saat dağ komando eğitimi alıyor. Bunlara silah eğitiminin yanısıra yakın dövüş, şehir savaşı, sabotaj, bomba, bubi tuzağı, güvenlik, savunma, suikast, istihbarat ve karşı istihbarat konularında da özel eğitim veriliyor. Özel Peşmerge Birliği ayrıca ABD özel kuvvetlerinin eğitim, tatbikat ve operasyonları içeren CD’ler ile de eğitim alıyor. Kuzey Irak’ta terörist faaliyetlere karşı savaşacak olan birliğe, gerilla savaşı konusunda deneyimli 500 peşmerge subayı komuta edecek. Bu birlikte görev alan peşmergelerin görev süreleri ise 10 yılı geçmeyecek. 40 yaşını aşanlara ise kamu kurumlarında görev verilecek. Bu seçkin askeri birliğinin elbise ve teçhizatları ise Süleymaniye’de hazırlanıyor.

Kaynak: Milliyet

Binlerce yıldır beraber huzurla yaşadığımız Kürtler kardeşimizdir ve kardeşimiz kalacaktır. Bir uydu Kürt devleti kurup, bizi birbirimize kırdırmaya çalışacak ABD ve dış mihraklara karşı bilinçli ve uyanık olmalıyız. Tahriklere kapılmamalı, vatanseverliğimizden ödün vermemeliyiz.

Vatansever Türk gençleri olarak parolamız şu olmalıdır: Ya bağımsızlık ya ölüm…

Bu not, 8.July.2006 tarihinde yazarlarımızdan kalem tarafından eklenmiştir.   
Notun konusu: Türkiye
Etiketler: none

23 Nisan 1920 Milli Egemenlik Yolunda

Bu yazıyı, Orhan Şaik Gökyay, meclisimizin kuruluşunun 65. yılı münasebetiyle hazırlanan TBMM Dergisi özel sayısı için 1985 yılında yazmıştır. Resimler ve kaynakça dahil tüm yazıyı sizler için sitemizde yayınlıyoruz.

Kalem - NotDefterim.org

Atatürk sivas kongresi sırasında - 1919

Atatürk, Sivas Kongresi sırasında arkadaşları ile birlikte (1919)

Yazar: Orhan Şaik Gökyay
Kaynak: TBMM Dergisi, 65. yıl özel sayısı

Giriş

23 Nisan Milli Egemenlik Bayramı’nın tarihini anlatmak üzere bu denemeyi hazırlamak için Türkiye Büyük Millet Meclisi Kütüphanesinde bu konu ile ilgili tutanak dergileri, kanun dergileri, 23 Nisan dolayısıyla başta Mustafa Kemal Paşa olmak üzere, o günleri yaşamış olanların konuşmaları, Büyük Millet Meclisi’nin beyannameleri, tanınmış yazarların o yılların gazetelerinde çıkmış olan yazıları, gazete haberleri ve benzeri kaynaklar okunarak not alınmış; önemleri, değerleri ölçüsünde bu yazıda bunlara yer verilmiştir.

Bunlardan bir bölüğü, ifadeleri hiç değiştirilmeden, olduğu gibi bu yazıya aktarılmıştır; bunları değiştirmekte kendimde yetki görmedim. O günlerden çok uzaklara düşmüş olan bugünkü okuyucuların, o hatıraları ve kaynaklan o zaman söylendikleri ve yazıldıkları dillerle okumak, anlamak ve yaşamak güçlüğüne katlanmaları, umarım, pek de sıkıcı olmayacaktır.

Büyük Millet Meclisi’nİn toplandığı günlerin öncesinden başlayarak, Zafer’in kazanıldığı günlere kadar nice çetin mücadeleler olmuştur. Bunları başta, Mustafa Kemal Paşa’nın Meclis konuşmalarından, Meclis müzakerelerinden ve memlekette olan bitenden anlıyoruz. Milletin karşılaştığı güçlükler ve engeller, yalnızca, vatanı her yanından sarmış dış düşmanları sınırlarımızdan atmak değildir. İçerde de, amaçları, düşünceleri ve çıkarları başka başka olan iç düşmanlar vardır. Eşkiyalar, ayaklanmalar, yabancıların isteklerine ve aldatmalarına kendilerini kaptırmış olan duygusuzlar ve hainler de vardır. Belki de, milletin kahramanca çarpışarak, sonuca ulaşmak için yaptığı mücadelede, İlk önce bunları yok etmek vardır, diyebiliriz. Kendilerini vatanın ve milletin istiklâline kavuşması yolunda adamış olan insanların, giriştiklen mücadelede ve duydukları endişelerde, gördükleri kötü rüyalarda bu saydıklarımızın payı olduğunu da, o çetin günlerle birlikte hatırlamak gerektiği unutulmamalıdır.

(devamı…)

Bu not, 30.June.2006 tarihinde yazarlarımızdan kalem tarafından eklenmiştir.   
Notun konusu: Orhan Şaik Gökyay, Türkiye
Etiketler: none

İstiklal Marşı ve küçük kız

Bildirgeç ve Arda Çetin dostumuz bizlere tekrar hatırlatmışlar, saolsunlar.

İstiklal Marşını ezbere söyleyen bir küçük kız (Suğra Bal) vardı hani. Dinleyen herkesi duygulandırmıştı. Onun videosu burada. Bir de -sadece Kayseri’de geçtiğini bildiğim- bir İstiklal Marşı vak’ası daha var. Söylemekten aciz beyler korosu. O da ibret-i alem için burada. İstiklâl marşı nasıl söylenmelidir diye merak edenler, onun da videosu burada.

Bu not, 25.June.2006 tarihinde yazarlarımızdan kalem tarafından eklenmiştir.   
Notun konusu: Türkçe / Türk Dili, Türkiye
Etiketler: none

Bir Yunan iftirası daha: Sözde Helen Soykırımı

Yunanlıların Türkler hakkında söyledikleri akıl almaz iftiralardan bir yenisini daha öğrenmiş bulunuyorum: Türkler, Kurtuluş savaşımız sırasında, Yunanlıların “Küçük Asya (Asia Minor)” dedikleri Anadolu bölgesinde 2 milyon Yunanı SÖZDE katletmiş!

Ve hazırladıkları internet sitelerinde utanmadan bu iftiralarına taraftar arıyorlar. İşte bu iftiraları yayınlayan internet siteleri:

Helen Soykırımı, 1890′lardan 1950′lere kadar bir süre içerisinde Küçük Asya ve Konstantinopol’daki (Türkler İstanbul diyor) Türkler tarafından Doğu Thrace (Trakya), Imvros (Gökçeada), Tenedos (Bozcaada), Makedonya, Kapadokya ve Pontus (Orta ve Doğu Karadeniz Bölgesi)’da uygulanan sistematik işkence, katliam ve etnik temizlikle birkaç milyon Helenin (Yunanın) yokedilmesidir.

Milyonlarca çocuk, erkek ve kadın işkence görmüş, katledilmiş ve sadece Helen olmaları nedeniyle evlerinden sürülmüştür. Aynı zaman içerisinde aynı mekanlarda, milyonlarca Ermeni ve Asurlu da katledilmiştir.

Bütün bu milyonlarca insanın tek günahı, Türk istilasından binlerce yıl önce atalarının yaşadığı yerde yaşamış olmalarıydı. Türk yöneticileri, “Türkler için Türkiye” yaratma planlarını akla gelmeyecek zalimliklerle hayata geçirmişlerdir.

Kaynak: greece.org‘dan çevrilmiştir.

Bulgar ve Yunan zulmünü yaşamış ve bu zulümden canını zor kurtarmış bir neslin torunu olarak bu iftiraları duymak beni çok üzdü. Dedem, 1905-1930 arasında yaşadıklarını bana anlatırken hep duygulanır, yaşadıkları zulüm sebebiyle Yunanlılara lanet okurdu. “Herkese güvenirim ama Yunana asla” derdi.

İzmirin yakılışı sırasında orada bulunan dedemin o günler hakkında bana söyledikleri şu an dahi kulağımda. Yunanlıların utanmadan İzmir yangınının Türkler tarafından katliam amaçlı çıkarılmış olduğunu öne sürmelerini ise aklım almıyor.

Kendilerine Neo-Byzantine Movement (Yeni Bizans Hareketi) diyen Türk düşmanlarını, greece.org’da dahi yayınlama cürretinde bulunan kendini bilmezleri kınıyorum! Sizleri bu iftiraları kınamaya davet ediyorum.

Yunanlılar ve Ermeniler, yalanlarıyla insanları kandırabilirler ancak tarihi gerçekleri değiştiremez ve Türkleri yapmadıkları şeyler hakkında suçlayamazlar. Bu iftiraları yapanlar, tarih karşısında elbet bir gün hesap vereceklerdir.

Selanik ile İzmir’in kardeş şehir ilan edilmesi çabaları sırasında ortaya çıkan bir gelişme de (Thessalonica) Selanik’te açılan Pontus-Rum Soykırım Heykeli. 19 Mayıs’ı Pontus-Rum Soykırımını Anma Günü ilan eden Yunan hükümeti, bu günde “Küçük Asya felaketini anma etkinlikleri” düzenliyorlar.

Yunan ve Ermeni yetkilileri, kin ve nefret üzerine inşaa ettikleri yalanları ve bu yalanlarla yürüttükleri politikaları sebebiyle bir kez daha kınıyoruz.

Şu Çılgın Türkler” kitabının, başta Yunanca, Ermenice ve İngilizce olmak üzere ivedilikle yabancı dillere çevrilmesini ilgililerden rica ediyoruz.

Bu not, 24.June.2006 tarihinde yazarlarımızdan kalem tarafından eklenmiştir.   
Notun konusu: Türkiye
Etiketler: none