« Önceki SayfaSonraki Sayfa »

Fastfood’un Türkçesi

Fastfood kelimesine eskiden beri karşı olmuşumdu. Festfuud şeklinde telafuz edilen bu kelimeye birçok Türkçe karşılık hem TDK tarafından, hem de birçok kişi ve kurum tarafından önerilmişti. Ancak askeriyede karşılaştığım bir kelime beni çok şaşırttı ve etkiledi. Birazdan size bu kelimeyi söyleyeceğim.

Festfuud kelimesini biz neden bu kadar benimsedik ve Türkçe karşılıklarına alışamadık. Bir, söylemesi kısa ve öz olduğu için. İki, festfuud yerine yöylenebilecek atıştır, tıkınma, aşevi gibi kelimeleri bir türlü yazılı basın ve edebiyatımızda sıkça göremediğimiz için. Askeriyenin ise şöyle bir çözümü var. Aslında “self-servis” ingilazcasının Türkçe karşılığı olarak TDK tarafından önerdiği seç-al kelimesi. Seç-al, askeriyede festfuud yerine kullanılıyor ve kısa, basit yapısı sayesinde şimdiden benimsenmiş görünüyor.

Benim oyum seç-al’a. Siz ne dersiniz?…

Bu not, 2.August.2007 tarihinde yazarlarımızdan kalem tarafından eklenmiştir.   
Notun konusu: Türkçe / Türk Dili
Etiketler: none

Tatulu Şeker Topitop

Kent firmasının çıkardığı Topitop isimli şekerin şu aralar televizyonlarda gösterilen reklamını hiç gördünüz mü? Reklamda Tatulu Şeker diyorlar ve hedef kitlesinin çocuklar olduğu bariz olan böyle bir reklam ile hem çocuklara yanlış örnek oluyorlar, hem de bizlere karşı kendilerini gülünç ve salak durumuna düşürüyorlar. Dövme kelimesi varken tatulu (tattoo’lu) demek nedendir, bu ne menem bir şarlatanlıktır, anlayamıyorum doğrusu.

Bu not, 2.August.2007 tarihinde yazarlarımızdan kalem tarafından eklenmiştir.   
Notun konusu: Türkçe / Türk Dili
Etiketler: none

Advertorial mı Reklam mı? (2)

Yakın bir zamanda “Advertorial mı Reklam mı?” diye kendimize sormuştuk. Advertorial kelimesi, Türkçe karşılığı bulunamayan o nazik terimlerden biri miydi, yoksa Türkçe fakirliğimizin bir ürünü müydü?… Kafamız iyice karışmışken şunu bir kanalımızda gördük ve sevindik.

taniticireklam

Advertorial gibi bilmem nece kelimeler kullanmak yerine, dilimiz adına daha ilkeli davranmak iyi olmaz mı?…

Bu not, 4.February.2007 tarihinde yazarlarımızdan kalem tarafından eklenmiştir.   
Notun konusu: Türkçe / Türk Dili
Etiketler: none

“The Moon revolves around the Earth”ün Türkçesi

Anadolu Lisesi sınavına yıllarca çalışmış, ve bu nedenle, ilkokul fen ve matematiğini yemiş bitirmiş bir öğrenciydim. İlkokulda fen dersine ilgiliydim ve bilimle ilgili elime geçen her yazıyı -anlayabildiğim ölçüde- okumaya gayret ediyordum. İlkokul çağındaki her genç gibi “uçurtma nasıl uçuyor?”, “Ay neden bu kadar parlak?” ve “televizyon nasıl çalışıyor?” gibi sorular beynimin içindeki binlerce soru işaretinden sadece birkaçıydı.

Sonra anadolu lisesini kazandım.

Burada fen ve matematik dersleri, ingilizcemizi geliştirmek amacıyla hocalarımız tarafından ingilizce verilmekteydi. ve ben ortaokul 1. sınıfta fen dersinden neredeyse kalıyordum.

Neden mi?

“Ay Dünyanın çevresinde dönüyor”, “Güneş ışık saçıyor” ve “Gökyüzünde milyonlarca yıldız bulunur” gibi cümlelerin ingilizcesini bir türlü öğrenemediğim, ve sınavda sınav kağıdına yazamadığım için. Anadolu lisesinde ortaokul 1′deydim ancak ilkokul 2 fen konularını yeniden işliyor, hocamın dediklerini anlamıyor ve kendimi moron gibi hisediyordum.

Türk eğitim sistemindeki “Türk öğrencilere bilimi ingilizce öğret ki bilim yapılamasın” kuralı gereği, bildikleri unutturulmuş, önü kesilmiş milyonlarca Türk gencinden sadece biriydim. İngilizceyi ingilizce dersinde dahi yeterince öğretmeyi başaramayan Türk egitim sistemi, bilimi “bilmemnece” öğreterek bir nesle daha yazık ediyordu.

Peki bunları niçin mi anlattım?… Okuduğum bir fıkra bana bunları hatırlattı da ondan.

Bu not, 28.December.2006 tarihinde yazarlarımızdan kalem tarafından eklenmiştir.   
Notun konusu: Türkçe / Türk Dili, Türkiye
Etiketler: none

Bana resim çeker misin?

“Bana resim çeker misin ?” sözünü mutlaka duymuşsunuzdur. Resim ile fotoğraf kavramlarını ayırt edemeyen kesimi bilinçlendirmeyi toplumsal bir sorumluluk olarak bilip, bu siteyi açtık. Bu siteyle hataya düşenlere sosyal mesaj vermeyi amaçladık.

Bu kavramları bilmeyenler için TDK sözlüğünden bir alıntı yaptık.

Resim : “Varlıkların, doğadaki görünüşlerinin kalem, fırça gibi araçlarla kâğıt, bez vb. üzerinde yapılan biçimleri.”

Fotoğraf : “Görüntüyü, ışığa karşı duyarlıklı cam, kâğıt vb. bir yüzey üzerinde özel makine ile tespit etme yöntemi.”

Kaynak: resimfotograf.com

Bu not, 20.July.2006 tarihinde yazarlarımızdan kalem tarafından eklenmiştir.   
Notun konusu: Türkçe / Türk Dili
Etiketler: none

Gugıllamak

İngilizce’nin önde gelen sözlüklerinden Merriam-Webster, arama motoru Google ile yaygınlaşan ve internette arama yapmak anlamında günlük dilde kullanılan ‘googling’ deyimini teknik terim olarak kabul etti. İngilizce technology sözcüğü de Merriam-Webster sözlüğüne ilk kez 1859 yılında girmişti.

Kaynak: NTVMNSBC

Merak ediyordum acaba sıklıkla kullandığımız gugıllamak kelimesi de Türkçe sözlüğümüzde yer bulabilecekmi.

Wikipedia’da fiil olarak google kelimesi sayfasında Türkçe’de de aynı anlama gelen bir kelimenin varlığından bahsediliyor.

Russian: гуглить
Spanish: googlear or guglear
Swedish: googla
Tamil: google pannu
Telugu: గుగుల్ చేయ్యి google cheyyi
Turkish: gugullamak or googlelamak or google’lamak

Kaynak: Wikipedia

Bekleyip göreceğiz.

Bu not, 18.July.2006 tarihinde yazarlarımızdan kalem tarafından eklenmiştir.   
Notun konusu: Türkçe / Türk Dili
Etiketler: none

TEHLIQENIN FARQINDAMISINIS?

Eger hala evet yerine ewet yazmamla kac yillik Turkcemi bozulacakmis diyorsaniz,
Güle güle yerine bye bye desek ne cikar diyorsaniz,
Ingilizce dünya dili artik buna karsi duramayiz degismek gerek diyor,
Üniversitelerde yabanci dille egitim olsun canim ne güzel dünyaya aciliriz, diyorsanız,
Türkce konusmakla elime ne gecer dünya vatandasi olmak gerek o da Turkceyle olmaz diyorsaniz,
Cocuğunuza Ingilizce egitim veren cocuk yuvalarina yazdirmaya calisiyorsaniz,
Hala bunlarami takilip kaliyorsunuz ilerleyin artık bunlar bosh isler deyip gülüp geciyorsaniz,
Ewet ne yazikki tehliqenin farqinda degilsinis…

Dilimis yok olmadan hareqete gecmeq gerekmesmi??
Yok olmus bir dilimiz mi olsun istersinis?
Peki ya yok olmus bir gelecek ya da bir nesil?
Hangisi daha güsel sizce yoksa hepsinin nedeni ayni mi?
Hala 400milyon yok olmadan türkce yok olmas mi diyorsunus?
Ya da hala kirmizi isiktan bir kac kez gecmekle trafik bozulmaz diyemi düşünüyorsunuz?

O kadar çok problemimiz varken bunlarla mı uğraşacağız bir de, diyorsanız o zaman siz yukarıdaki gibi yanlış yazımlara devam edin. Ancak tehlike kapınızı yumrukladığında, hatta kırıp evinizin, ailenizin, milletinizin içine sızdığında elinizden hiçbir şey gelmeyeceğini unutmayın!…

Kaynak: Sinanoğlu.net

Bu not, 13.July.2006 tarihinde yazarlarımızdan kalem tarafından eklenmiştir.   
Notun konusu: Türkçe / Türk Dili
Etiketler: none

KanalTürk’te kasetçalar dolusu müzik

Yabancı dil kullanma özentisi içinde Türkçemize ve kültürümüze zarar verenleri sayfalarımızda eleştiriyoruz. Ancak çoğu kez, dilimize hakkını verenleri tebrik etmeyi unutuyoruz. Bunun farkındayız, ve hatamızı bir nebze de olsun telafi etmeye çalışalım.

Bir televizyon kanalında bir müzik programı düşünün. Adı “Dream Hits”, “Lirix”, “Soundwave”, “Thumby”, “Turkish HipHop”, “Yüxexes”, “Chinko”, “Rock me”, “Happy Hours”, “Top 10″ ya da “Popcorn” gibi Türkçe! bir isim olmasın. Daha farklı bir şey olsun. Mesela Kasetçalar olsun. Kulağa pek garip geliyor değil mi?

Kasetçalar, isminde ve alametifarikasında(*) Türkçe bir karakter kullanabilmeyi göze almış bir kanalda, KanalTürk kanalında yayınlanıyor.

Kendilerini ve KanalTürk’ü kutluyoruz, herkesi duyarlı olmaya çağırıyoruz.

Bu not, 13.July.2006 tarihinde yazarlarımızdan kalem tarafından eklenmiştir.   
Notun konusu: Türkçe / Türk Dili
Etiketler: none

Tietze’nin Lügatı mutlaka tamamlanmalı

Türk dili ve kültürüyle ilgilenip de Andreas Tietze adını bilmeyen var mıdır? Tarihî ve Etimolojik Türkiye Türkçesi Lugatı’nı tamamladı, tamamlayacak derken bu doksanlık büyük Türkoloji âliminin ölüm haberi geldi. Geçen pazartesi günü (22 Aralık) Viyana’da beyin kanaması geçirerek ölen Tietze, o kolayca dil öğrenebilen şanslı insanlardandır; henüz lise öğrencisiyken modern Yunanca öğrenmiş. Ardından Rusça, hem de bir yaz mevsimi dağa çekilip onlarca Rus romanı okuyarak… Yine lisedeyken modern Arapça’ya, sonra Farsça’ya yönelmiş.

“Bu nasıl lise öğrencisi?” diyeceksiniz. Parantez içinde, liselerin eskiden bizde de “müthiş” okullar olduğunu belirterek Tietze’nin meraklı macerasını devam etmek istiyorum. Rusça’dan Türkçe’ye Viyana Üniversitesi’nde birinci sınıf hocalardan iktisat tarihi, Doğu Avrupa tarihi ve Balkan tarihi okuyan Tietze, Balkan dillerinin de neredeyse tamamını öğrenmişti. Balkanistik alanında Türkçe öğrenmeden ciddi bir iş yapılamayacağını anlayınca, üniversiteyi bitirir bitirmez, masa başında çalışan Avrupalı Türkologların aksine Türkiye’nin yolunu tuttu. On beş ay boyunca İstanbul ve Bursa’da kalarak Türkçe’sini geliştiren ve İtalya’da, İtalyan merkantilizminin tarım politikası üzerine hazırladığı tezle doktorasını aldıktan sonra Türkoloji çalışmalarına dönen Tietze, 1938 yılında, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde İngilizce ve Almanca okutmanı olarak göreve başladı.

1952 yılına kadar sürdürdüğü bu görevi sırasında vakıf kütüphanelerinde yazmalar üzerinde çalıştı; Helmuth Ritter’le bir Türkçe-Almanca Sözlük ve Redhouse’ın yeni baskısını hazırladı. İnanılmaz bir çalışma azmine sahip olan Tietze’nin 1958 yılında kaleme aldığı, Türkçe’de kullanılan İtalyanca ve Rumca menşeli gemicilik terimlerine dair eseri ise Türk dili çalışmalarına önemli bir katkı olarak kabul edilmektedir. Etimolojik lügat Tietze’nin bütün çalışmalarını bu kısa yazıda özetlemek elbette mümkün değil. Merak edenler, Prof. Dr. Hasan Eren’in TDK tarafından yayımlanan Türklük Bilimi Sözlüğü’nün “Yabancı Türkologlar” konulu birinci cildine bakabilirler.

Tarihî ve Etimolojik Türkiye Türkçesi Lugatı, hiç şüphesiz, bu büyük Türkoloji âliminin altmış küsur yıllık birikiminin bir bakıma “muhassala”sı niteliğini taşıyor. Bu lügatın A-E harfleri arasını kapsayan ilk cildi 2002 yılında Simurg Yayınları arasında çıkmıştı, ancak arkası gelmedi. Simurg’la eserin yayın haklarına sahip olan Avusturya Bilimler Akademisi arasında ihtilaf olduğu, Tietze’nin Türk Dil Kurumu’yla görüşmeler yaptığı söyleniyordu. Bu rivayetler ne derece doğrudur, bilmiyorum. Tietze’nin lügati S harfine kadar hazırladığı biliniyor. Devamı, öğrencilerinin rahatlıkla işleyebileceği fişlerdeymiş. Ümidimiz, eserin bir an önce tamamlanması, hukukî ihtilafın giderilerek basımının Türkiye’de tamamlanmasıdır. Artık Simurg mu olur, Türk Dil Kurumu mu olur, Kültür Bakanlıığı mı olur? Hangisi olursa olsun, doğru dürüst basıldığı takdirde kabulümüzdür.

Bizim yapmamız gereken bir işi, eloğlu yapmış, bari burnundan getirmeyelim. Necatigil ve Tietze Haa, Andreas Tietze eloğlu sayılır mı? Bir Türk hanımla evli olduğunu biliyordum; dört çocuğuna da Türkçe adlar verdiğini ise geçenlerde İlber Ortaylı hocanın yazısından öğrendim. Peki, müteveffanın mükemmel bildiği Türkçe’yi aksansız konuştuğunu, rahmetli Behçet Necatigil’in Türkçe’ye çevirdiği o nefis Malte Lauridis Brigge’nin Notları’nı (Ranier Maria Rilke) elden geçirdiği için ikisinin imzasıyla yayımlandığını, ancak Necatigil’in sonraki baskılarda her nedense onun imzasını çıkardığını biliyor muydunuz? Bu büyük mütebahhiri saygıyla ve minnetle anıyorum. Toprağı bol olsun!

tercumangazete.com - 30.12.2003

Biz de Tercüman gazetesinde yayımlanmış üstteki yazıya katılıyor, Andreas Tietze’ye toprağı bol olsun diyoruz.

Bu not, 10.July.2006 tarihinde yazarlarımızdan kalem tarafından eklenmiştir.   
Notun konusu: Türkçe / Türk Dili
Etiketler: none

Andreas Tietze ve Tarihi ve Etimolojik Türkiye Türkçesi Lügatı

Andreas Tietze Türkçeden Türkçeye SözlükBundan birkaç yıl önce bir kitapevinde görmüştüm ilk kez. Kalın ve kocaman bir kitaptı kendisi. Daha doğrusu, Türkçeden Türkçeye sözlük setinin ilk cildiydi. İlgimi çeken kitabın kalınlığı değildi esasında, yazarıydı. Çünkü yazarı Türk değil Almandı.

Duyduklarıma göre, bir Alman bilimadamı, Andreas Tietze, Türk tarihinde yazılmış an kapsamlı Türkçeden Türkçeye sözlüğü yazıyordu. Cilt 1 (A-E) yeni çıkmıştı ve sadece kelimelerin anlamları verilmiyordu okurlara. Sözlüğün asıl adı “Tarihi ve Etimolojik Türkiye Türkçesi Lugatı” idi. Yani her kelime kaynağına inilerek araştırılmıştı.

Kitabın arka kapağına şunlar yazılı:

Türkiye Türkçe’si anıtı olan bu sözlükte: “Eski yahut yeni tüm sözcükleri alıyorum. Diyalektler de var. Yıllar önce yazdığım makaleler de sözlüğün bir parçası. Türkçeye yunanca’dan, italyanca’dan ve diğer dillerden giren sözcükleri de alıyorum. Seçilen sözcükler eski veya yeni, modern veya değil diye ayıklanmadan etimolojik kaynağı belli olan tüm sözcükleri de alıyorum. Şimdiye kadar hazırlanan sözlüklerde bazı sözcükler kasıtlı olarakalınmış, bazıları ise alınmamış. Benim hazırladığım sözlükte böyle bir şey olmayacak seçtiğim sözcükleri adalet ağaoğlu, dede korkut, fahri erdinç, musahipzade celal, fakir baykurt gibi yazarların eserlerinden yaptığım alıntılarla örnekliyorum.”

Doğan Hızlan’ın “Daima Edebiyat” isimli kitabından öğrendim ki Andreas Tietze hayatını kaybetmiş. Kendisine Allah’tan rahmet diliyorum. Büyük bir bilimadamı olan Andreas Tietze hakkında, Doğan hocamız şunları demiş:

Türk Dili Bir Sevdalısını Kaybetti

Türk diline, kültürüne Önemli eserler kazandıran Andreas Tietze aramızdan ayrıldı. Birçok dil bilen Tietze’nin Türkçesini dinleyenler, onun bir yabancı olduğuna inanmazlarmış Türkiye’de yayımlanan son çalışması; Tarihî ve Etimolojik Türkiye Türkçesi Lügati idi. Birinci cilt A-E harflerini kapsıyordu. Tietze’nin ayrıntılı hayatını okuduğunuzda, dünya kültürüne, bizim kültürümüze, dil çalışmalarına verdiği emeklerin önemini uzmanlar dışında, meraklılar da fark eder. Türkoloji çalışmalarına katkısı çok büyüktür Tietze’nin. İlber Ortaylı’nın Tarihî ve Etimolojik Türkiye Türkçesi Lugatı’nın şömizine yazdığı biyografisini içeren yazıda benim de katıldığım bir yakınmada bulunuyor:

“Türkiye’ye ve Türkoloji çalışmalarına döndü. Edebiyat Fakültesi’nde Almanca ve ingilizce Lektörlüğü’ne atandı. Galiba Edebiyat Fakültesi onu hep bu görevde tutmakla alışılmış olumsuzluklarından birini daha tekrarlıyordu.”
Ne var ki, yurtdışındaki üniversiteler bu hatayı düzeltti, onun bilimsel düzeyine uygun mevkiler verdi.

Türkçe-İngilizce Redhouse sözlüğünün başındaki Tahrir Heyeti’nin içinde onun da adı vardır. Tietze, başlangıcından itibaren heyette çalışanlardandır. Sözlüğün birinci baskısı 1964′te yapılmıştır ve çalışmanın yirmi yıl sürdüğü önsözde Robert Avery imzasıyla yer alan yazıdan anlaşılmaktadır.

Andreas Tietze adını edebiyat okurları bir ünlü kitabın çevirisinden de anımsayacaklardır. Rainer Maria Rilke’nin Malte Laurids Brigge’nin Notları’nı Behçet Necatigil onunla birlikte çevirmişti. Çalgılı Kahvelerde Külhanbey Edebiyatı ve Numuneleri kitabında Tahir Alangu, Robert Anhegger, Walter Ruben’le birlikte Andreas Tietze’nin de imzası bulunur.

Andreas Tietze’nin yazıp Mehmet Ölmez’in derlediği Anadolu Türkçesindeki Yunanca, Islavca, Arapça ve Farsça Ödünçlemeler Sözlüğü (Wörterbuch der griechischen, slavischen, arabischen und persischen Lehnvörter im Analolischen Turkisch) uzmanlar için önemli bir sözlüktür. Dileğimiz, Tarihî ve Etimolojik Türkiye Türkçesi Lugalı’nın tamamlanmasıdır.

O artık kitaplarında yaşayacak.

Biz lügatı sadece 1. cildi olmasına rağmen aldık. Böyle büyük bir Türkçe sevdalısının açtığı yolun nice Türk genci tarafından izleneceğini umuyoruz ve Doğan Hızlan’ın dileğine katılıyoruz:

Dileğimiz Tarihi ve Etimolojik Türkiye Türkçesi Lugatının tamamlanmasıdır.
Andreas Tietze’nin ruhu şadolsun…

Ayrıca bakınız: Andreas TIETZE’nin Standard Eseri, Avusturya Türk Bilim Ofisi

Bu not, 9.July.2006 tarihinde yazarlarımızdan kalem tarafından eklenmiştir.   
Notun konusu: Türkçe / Türk Dili
Etiketler: none