Öcalanın Avukatı
Bundan 15 yıl önceye gidelim. Yıl 1992. Hergün onlarca mehmetçiğimiz öldürülüyor. Her gün şehit, her gün gözyaşı… Bebek katilini kim savunacak, kim hangi yürekle avukatlığını yapabilecek diye birbirimize sorduğumuz günler… Benim kardeşimin kanı o şerefsizin eline bulaşmışken, kim onu savunabilecek kadar aşağılık diye merak ettiğimiz günler…
Sene 2007… Her gün onlarca şehit veriyoruz… Yine gözyaşı ve gözü yaşlı analar, eşler, çocuklar… Yıllardır anamızı, bacımızı, oğullarımızı, abilerimizi, halkımızı hunharca katleden terörist grubun elebaşı olan aponun avukatlığını geçmişte birinin yaptığını öğreniyorsunuz. Merak ediyorsunuz, kimdir o zat?…
Gazeteden öğreniyorsunuz… Şaşkınlıktan ağzınız açık kalıyor… Nefesiniz tıkanıyor… Geçmişte “imkansız” dediğiniz, “yok artık bu caniyi de kimse savunamaz” dediğiniz günler çoktan çook uzaklarda kalmış…
Artık siz de biliyorsunuz.
Öcalanın avukatı artık milletvekili…
Kahrolsun PKK, kahrolsun DTP
Bir bakıma iyi oldu DTP’nin meclise girmesi. Artık halktan saklanacakları biryer olmadığı için açık ve net, kör gözlerin! içine soka soka rahatça haykırabiliyorlar: Mealen “Biz çoluk çocuk demeden, mehmetçik demeden katleden canileriz. Biz kürt kökenli halkı kışkırtmak ve ülkenizi bölmek istiyoruz.” diyebiliyorlar…
Herşey bu kadar aşikarken… Bakın DTP’li bir millet vekili! ne diyor:
DTP Batman Milletvekili Bengi Yıldız, PKK’yı terörist örgüt olarak ilan etmelerini isteyenlerin baskı yaptığını savunarak, “Biz kendimize küfretmeyiz, halkımıza hakaret edemeyiz” dedi. Yıldız, AKP’nin Kürtlere yönelik sinsi bir politika geliştirdiğini de ileri sürdü.
Fırat Haber Ajansı’nın haberine göre, PKK paralelinde yayın yapan Roj TV’nin “Rojev” adlı programına katılan Yıldız, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın PKK’yı “terörist örgüt ilan edin” açıklamasına tepki gösterdi. Yıldız “Bizden PKK’yı terörist ilan etmemizi istiyorlar. Biz kendimize küfretmeyiz, halkımıza hakaret edemeyiz. Bizim duruşumuz çok nettir. Onurlu bir barış istiyoruz” dedi. Yıldız sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kürtler, AKP’ye bir kredi vermiş olabilirler, ancak bunun da bir sınırı vardır. Bizim kalelerimizi fethedeceğini söyleyen Erdoğan’a ilk belediye seçimlerinde bunu göstereceğiz. Kendilerini güçlü sandıkları yerde onları yeneceğiz.”
Kimse kürt kökenli halkımıza hakaret etmiyor. Keza Türk halkına kimse hakaret de edemez. Bundan önce olduğu gibi bundan sonrada denebilecek tek birşey var: Kahrolsun PKK, kahrolsun DTP ve tüm siyasi uzantıları!
Terörist sözcüleri iyice azıttılar…
Eski bir milletvekilimiz ne demiş:
Tosun, dün “DTP’yi takiye yapmaya zorlamak” başlıklı köşe yazısına, öncelikle PKK’nın terör örgütü olduğunu belirterek başladı.”En tepedeki sorumlu devlet adamından sokaktaki vatandaşa kadar herkesin PKK’nın DTP taraftarı olduğunu, DTP’nin PKK yanlısı olduğunu bal gibi bildiğini” kaydeden Tosun, “Bunu bildiği halde devlet katmanlarında görev yapanlar, ‘DTP, PKK ile arasına mesafe koyduğunu ve bu teşkilatı bir terör örgütü olarak gördüğünü ilan etmelidir’ şeklinde talepte bulunmaktadır” dedi.
DTP’nin böyle bir açıklama yapıp yapamayacağı, yapsa faydasının ne olacağı, basın toplantısı ile bunu ilan etse kimin inanacağı sorularını dile getiren Tosun, “Bence onlardan bu talepte bulunmak onları takiye yapmaya zorlamakla eşanlamlıdır” görüşünü savundu.
Gerçekten doğru bir tespit. Bu tespiti biz birçok kez belirtmiştik ve “Biz değiştik” demekle değişilmeyeceğini söylemiştik. Tabi ilgili kişinin şu tespitini duyunca çok yazık dedik:
Kendisinin DTP’yi takiyeye zorlamak yerine, “sorunu meşru zeminde çözme taraftarı olduklarını ispat için Türkiye’yi rahatlatacak bir adım atmalarını beklediğini” anlatan Tosun, bu düşüncesini salı günü kaleme aldıktan sonra DTP Grup Başkanı Ahmet Türk’ün kendisini aradığı söyledi.
Hangi meşru zemin???? Teröristlerle meşru zeminde konuşmak mı? Dünyanın neresinde babamı-bacımı-kardeşimi öldürenlerle meşru ortamda konuşuluyor? Sizin hiç bir yakınınızı teröristler vurdular mı? Bacınıza tecavüz ettiler mi?
İlgili terörist grup, meclise adamlarını sokup artık kan kokulu niyetlerini alenen ve rahatça kustukları için çok rahatlar. Bakın bu kişiler neler diyebiliyor:
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın 60. hükümet programı görüşmeleri sırasında Meclis kürsüsünden Demokratik Toplum Partisi’ne yaptığı “PKK’ya terör örgütü deyin” çağrısına DTP’den yanıt geldi.
DTP İstanbul Milletvekili Sabahat Tuncel, “Kimse bizden kardeşlerimizi terörist ilan etmemizi beklemesin. Hiçbir Kürt bunu demez” diye konuştu.
Törene, AKP İstanbul Milletvekili Mehmet Domaç ve AKP Batman Milletvekili Mehmet Emin Ekmen ile DTP’li Tuncel katıldı.
Terörist sözcüsü kadın bunları söylerken AKP’li iki milletvekili de oradaydı. Hey gidi günler heeey!… Sizin kardeşleriniz benim kardeşimi öldürüyor. Siz ülkemizi bölmeye çalışıyorsunuz ve başımızdakiler buna çanak tutuyor. Siz Kürt halkını temsil edemezsiniz. Siz -eli kanlı teröristler- hiçbir kimseyi temsil edemezsiniz. Oradaki kürt vatandaşlarımız da Türk Milletinin bir ferdidir ve sapına kadar Türktür.
Biz farklıyız!…
En demokratik millet biziz. Eli kanlı teröristi meclise soktuk, belediyeler verdik… Hatta bir de dedik ki “buyur demokratik hakkını kullan, istediğini diyebilirsin. Kardeşimi öldüren caniye cenaze töreni bile düzenleyebilirsin“. Abi-kardeş, biri silahla mehmedimi alnından kurşunlarken diğeri mecliste “ben birileri istiyor diye bebek katiline terörist demem” diyor. Biri de çıkıyor “Biz burdayız, savaştan kaçmayız. Diyarbakır bir kaledir. Bugüne kadar birçok kişi düşürmek istedi ama düşmeyecektir.” diyerek üyesi olmalarına rağmen nefret ettikleri Türk milletine meydan okuyor.
Dünyanın hiçbir ülkesinde, ABD başta olmak üzere, terörizme bu kadar müsamaha gösterilmez. Tabi ki biz farklıyız. AB üyeliği için herşeyimizi vermeye hazırız…
Terörist, “biz teröristiz” dese n’olucak ki? Sanki birileri “biz değiştik” dediler de değiştiler mi? Sizin elinizdeki kan kokusu ve gözü yaşlı analardan gözyaşı silmekle kaybolmaz ki…
Not: Umutsuzluğa da çok kapılmamak gerekir. Şehit anneleri sözlerim size… Siz kahraman analarısınız… Oğullarınız, eşleriniz, abileriniz ölmediler… Hayat, yalnız Allahındır. Allah verdiği canı elbet alır. Bu dünya kimseye kalmaz. Allah hesap kesicidir, defter dürülür ve hesap verilir… Ödeyecek hesabı olanlar, Allaha hesaplarını elbet vereceklerdir…
1 Eylül Dünya Barış Günü kimin barış! günü
Bebek katili katilbaşı APO ve PKK’nın meclisimizdeki temsilcisi bir grup, 1 Eylül Dünya Barış Günü mesajı yayınlamış.
DTP Genel Merkezi, 30 Ağustos Zafer Bayramı ve 1 Eylül Dünya Barış günü nedeniyle yayınladığı mesajda, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Şırnak’ın Uludere ilçesi kırsalında yaptığı operasyonda “kimyasal silah” kullandığı iddiasında bulundu.
DTP Genel Merkezi’nden yapılan açıklamada, “1 Eylül Dünya Barış Günü arifesinde ülkemizin bir bölümünde şiddetli imha operasyonları yapılmakta, barışın yolunu döşemek için geliştirdiğimiz tüm çabalarımız askeri operasyonlarla tahrip edilmektedir” denildi.
Öcelikle hatırlatalım, Dünya Barış Günü 21 Eylül‘dür. Bir zamanlar Bülent Arınç’ın bile kutlama mesajı gönderdiği 1 Eylül’ü bizlerden başka kutlayan yok. Hatta ayrılıkçı kürt teröristler bugünü -yani 1 Eylül’ü- 30 Ağustos Zafer Bayramı’ndan birkaç gün sonra geldiği için, hem 30 Ağustos’u gölgelemek, hem de kendi propagandalarını yapmak ve aziz ordumuza küfretmek için kullanıyorlar.
Peki “1 Eylül Dünya Barış Günü’dür” diyenler bunu neden diyor:
İkinci Dünya Savaşı diye bilinen İkinci Büyük Emperyalist Paylaşım Savaşı, 1 Eylül 1939 günü Nazilerin Polonya’yı işgaliyle başladı. Ardında elli iki milyon ölü, milyonlarca yaralı, sakat ve moloz yığını haline gelmiş kentler ile acı ve gözyaşı bıraktı. Mayıs 1945’de son buldu. İnsanlık tarihinin bu en acımasız, en kanlı ve en kirli savaşının başladığı gün, yani 1 Eylül, Dünya Barış Günü olarak kabul edildi.
Ancak bu günü bizden başka kutlayan yok.
…Birleşmiş Milletler 1984′te değil 2001′de bir “Uluslararası Barış Günü” ihdas etmiş. Genel Kurul’un 57. birleşiminden itibaren geçerli olmak üzere, 1981′de “Uluslararası Barış Günü” ilan edilen “Genel Kurul’un açılış günü olan her Eylül’ün üçüncü salısı” yerine 21 Eylül Birleşmiş Milletlerce “Uluslar arası Barış Günü” olarak kabul ve ilan edilmiş…
…Benim anladığım, biz, Sovyetler Birliği henüz mevcutken SSCB ve Varşova Paktı üyesi öteki doğu Avrupa ülkeleriyle bu çizgideki güçlü Komünist Partiler’in bulunduğu ülkelerde etkin olan “Dünya Barış Konseyi”nin o zamanlar ilan ettiği bir “Dünya Barış Günü” vardı, hala onu kutluyoruz. Alâ… Fakat Alman ordularının Polonya’ya saldırdığı 1 Eylül’ü “dünya barışı”nı hatırlamak için uluslararası bir gün olarak kabul eden SSCB ve Varşova Paktı ülkeleri de onların barış hareketleri de artık yok…
…”1 Eylül” sadece bizim “dünya barış günümüz”. Eğer bir BM günü istiyorsak onların “21 Eylül Dünya Barış Günü”nü benimsemekten; “dünya barış günü”nü “1 Eylül”de kutlamak istiyorsak onu hakikaten “Dünya Barış Günü” kılmaktan başka çare yok. Ama “Birleşmiş Milletlerin 1 Eylül Dünya Barış Günü” diye bir gün yok… Bu tuhaflığı uzun boylu sürdürmek şart mı?…
Yazının tümü için kaynak: bianet.org
Devletimiz ve halkımız biran önce uyanmalı ve bölücü teröristlerin ayak oyunlarına fırsat vermemelidir.
Ne Mutlu Türküm Diyene!
Fırsat buldukça yineliyoruz. Bu vatan toprağın kara bağrında sıradağlar gibi duranlarındır. Şehitlerindir, gazilerindir, kumandanlarındır, herşeyini feda etmeye hazır bir milletindir bu vatan. Bu vatanı kuranlar Gazi Mustafa Kemal Atatürk‘ün önderliğinde aziz TÜRK MİLLETİ‘dir.
“Ne Mutlu Türküm Diyene” diyemeyenlerin, şehitlerimize “kelle” diyebilenlerin, “Cumhuriyet döneminin artık sonu geldi” diyenlerin, “esas bölücü TSKdır” diyen milletvekili olmuş kan kokulu teröristlerin, “bundan 10 sene sonra Kürtistanı kurmuş olacaksınız” diyebilen sapkın zihniyetlerin, “pekekeye siyaset yolu açılmalıdır” diyebilen milletvekili teröristlerin, ABD’nin dış siyaset çizgisini tavizsiz savunan siyasetçilerin, şu ana kadar binlerce masumun ölümüne neden olan BOP’un Gürcü asıllı! başkanının vatanı değildir bu vatan…
Vatandaşlıktan çıkıp gitmesi gereken de onlardır…
Allah rahmetini esirgemesin, şehitlerimiz ölü değildir. Onlar vatanı için, milleti için, namusu için, çocuklarının geleceği için kanlarını feda etmişlerdir. İnanıyorum ki, yaşasalardı, şu anda bizi içten ve dıştan çepeçevre saran emperyalist kokuşmuşluğa karşı şehitlerimiz şunu haykıracaklardı:
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!
Topluma öncelik eden kişi
Meclisimize sızmış terörist sözcüleri, bakın bebek katili ve katillerin lideri APO için ne demişler:
Öcalan gerçegi, bir halkin gerçegiyle bulusmus, örtüsmüs bir gerçekliktir ….. Toplumda herkesin ne kadar söz söyleme hakki varsa, topluma öncelik eden bir kisinin de söz söyleme hakki var.
Malesef bu ülkede vatan hainleri ve teröristlerin söz söyleme hakkı herkesden daha çok var…
Eli kanlı uzlaşmacı
Hergün mehmetçiklerimiz şehit düşüyor. Karımız, bacımız, çocuklarımız öldürülüyor. Köy basıp amcamızı, dayımızı kurşuna dizen teröristler, yollara mayın döşeyip bu vatanı emanet ettiğimiz askerimizi şehit ediyor, daha fazlasını da yaralıyor.
Ancak ülkemizi bölme emellerine sadece terörist saldırılar yaparak ulaşamayacaklarını aldadılar. Öncelikle ABD’yi tam arkalarına aldılar. BOP yada GOKAP denen ve Ortadoğudaki ülkelerin petrol için paramparça edileceği projenin en önemli parçası oldular. Sonra Türkiyenin başını bu sömürü projesinin başkanı yaptılar, ki yasal girişimlerine zemin oluşturabilsinler. Sonra tamamen demokratik! ve uzlaşmacı! bir parti kurup meclise girdiler. Amaç, kamuoyunu kendilerinin sütten çıkmış ak kaşık olduklarına inandırmak ve kendilerine yandaş bulmak.
Artık terorist meclistedir. Katiller “değiştim!” demiş ve ellerinden kan kokusu gitmeden milletin vekili olmuşlardır. “Değiştim!” sözlerine hemencicik inanan halkım bakalım anamızın, bacımızın, askerimizin katillerini mecliste daha ne kadar tutacak.
Bakalım Avrupalıların pek sevdiği barış! elçisi Zana’nın da dediği gibi “seve seve” Kürtistan kurulacak ve canım vatanım paramparça olacak mı?…
Allah şeytanlaşmış insanların şerrinden bizi ve vatanımızı korusun…










