Başbakanın oğlu olmak
Şuradan yorumsuz aktarıyorum.
Tayyip’in oğlu çürük çıktı
Yalaka medya tarafından fazla itibar edilmese de bir haber çok dikkat çekiciydi… Habere göre Başbakan Erdoğan’ın tacir oğlu Burak Erdoğan çürük çıkmıştı. Burak Erdoğan 2000 yılında Kasımpaşa Deniz Hastanesi’nden aldığı raporla çürüğe ayrılmış ve askerlik yapmaktan, babası Başbakan Erdoğan’ın ifadesiyle, “Yan gelip yatmaktan” kurtulmuştu. Raporda Burak Erdoğan’ın testis kanseri tedavisi gördüğü bilgisi yer alıyordu…
Ancak raporu veren dönemin Baştabibi Tuğamiral A.Vehbi Alpman testis kanseri iddialarını yalanladı. Burak Erdoğan’a “askerliğe elverişsiz” yani çürük raporu verdiğini doğrulayan Alpman, raporu neye dayanarak verdiği konusunda bir açıklama yapmadı… Bu raporla Başbakan’ın sevgili oğlu Ahmet Burak; askere gitmekten kurtulmuş. Gerçi Türk Milleti; askere gitmeyeni yarım adam sayar; çürük raporu almayı onuruna yediremez. Sakat ise sakatlığını bile saklar ama bizim aslan gibi delikanlımız Ahmet Burak farklı düşünmüş… Gitmiş; ben sakatım veya hastayım demiş ve raporunu almış. “Askerlik yan gelip yatma yeri değildir” sözüyle şehit ailelerinin sabrını taşıran, teröristbaşına “sayın”, şehitlerimize de “kelle” diyen Başbakan Tayyip Erdoğan, seçim meydanlarında kendi oğlunun niçin askere gitmediğini ve çürük raporu aldığını açıklayabilecek mi?
2.3 milyon dolara gemi almıştı
Başbakan Erdoğan’ın sevgili oğlu Ahmet Burak, bundan birkaç zaman önce bir arkadaşıyla ortak 2 milyon 300 bin dolara gemi almıştı. Paranın 500 bin doları peşin ödenmişti. Geriye kalanı da 50 bin dolar taksitle 36 ayda ödenecekti. Tayyip Erdoğan, oğlunun gemi aldığı haberinin ortaya çıkmasına ve bunun gazetelerde yer almasına çok sinirlenmiş; “Ne yani, iş yapmasın da ihale takipçiliği mi yapsın?” diyerek oğlunu savunmuştu…
İki yıl öncesine kadar burslu okuyan Ahmet Burak, babasının açıklamasına göre; peşin olarak verdiği 500 bin doları bankadan kredi almış, taksitleri de kazanıp ödeyecekmiş… İnsan Ahmet Burak Erdoğan gibi becerikli olunca; bankadan 500 bin dolar kredi de çeker, ayda 50 bin dolar taksit de öder… Hatta hatta 4-5 milyon dolar olduğu iddia edilen gemiyi de taksitle 2 milyon 300 bin dolara kapatır…
Ev almadan olur mu?
Başbakan’ın oğlu Ahmet Burak Erdoğan’ın çalışmaları ve başarıları saymakla bitmiyor… İş dünyasının önde gelen isimleri tarafından burslu okutulan Ahmet Burak, gemi almakla yetinmemiş… İddiaya göre, Ahmet Burak, kardeşi Necmeddin Bilal ile ortak İstanbul Üsküdar’da Kısıklı Mahallesi, Avcı Kazım Sokağı, 157 numaralı pafta, 788 numaralı ada ve 3. parselde yer alan; bahçeli kargır ev ve 5020 metrekarelik arsa satın almış…
Alabilir bunda ne var diyeceksiniz…Ancak arsa ve evin değeri 1.000.000 YTL… Yazıyla 1 milyon Yeni Türk Lirası… Başka bir ifadeyle 1 trilyon Türk Lirası… Bu haber gazetelerde yer almasa bile tapu fotokopisi internet sitelerinde dolaşıyor… Bu iddianın doğru olup olmadığını da Başbakan Erdoğan sanırım seçim meydanlarında açıklayacaktır…
Bir de şurdan daha da yorumsuz aktarıyorum.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Tayyip’in oğlu, geçtiğimiz mayıs ayında bir trafik kazası yaptı ve ses sanatçısı Sevim Tanürek’e çarpıp ölümüne neden oldu.
Allah kimsenin başına vermesin. İki aile için de üzücü bir olaydır.
Kazadan sonra düzenlenen raporda Burak Erdoğan dalgın araç kullanmaktan, Sevim Tanürek ise duran araçların arasından yola çıkmaktan hatalı bulundular.
Ölümlü bir trafik kazasından sonra, sürücü genelde tutuklanır.
Tayyip’in oğlu tutuklanmadı.
Savcı ifadesini aldı, salıverildi. Tanürek koma halinde hastaneye kaldırılmıştı. Birkaç gün sonra vefat etti, sanık yine tutuklanmadı!
İlk duruşma İstanbul’da önceki gün yapıldı.
Tayyip’in oğlu duruşmaya gelmedi.
Avukatı mahkemede açıkladı:
‘‘Kendisi İngiltere’de, yabancı dil eğitimi görüyor. Bundan sonraki duruşmaya gelecek'’.
Duruşmadan tutuklama kararı da çıkmadı.
Yorum sizin…
Röntgencilik habercilik ilkeleriyle bağdaşır mı?
Bugün (29.08.2007) Show TV Ana Haber‘de gördüklerimden sonra, söze nasıl başlayabilirim bilmiyorum. Gazetecilik ilkelerinin alenen ihlal edildiği bir haberdi izlediğim, ama ayrıca bu insan hakları ihlaliydi aslında. Ve mesleğinin ve insanlığının tüm değerlerini ayaklar altına almaktan çekinmeyen bir takım muhabir, kameraman ve gazeteci, televizyonda böbürlene böbürlene “yalnız bizde var bu haber” diyerek övünç duyuyorlardı. İzlediğim o haber, Basın Konseyi -yada yetkili kimler varsa onlar- tarafından şiddetle kınanmalı, hatta ceza yağmalı bu habere karışan herkese, ibret olsun diye…
Gelelim habere… Haberimiz Ahmet Necdet Sezer‘in cumhbaşkanlığını devretmesinin ardından evine gitmesiyle başlıyor. Eski cumhurbaşkanım eşiyle evine geliyor, soyunup dökünüyor. Ve uzaklarda konuşlanmış Show TV kameramanı Sürhan Türegün açıyor kamerasını ve zumluyor evin penceresine doğru. Amacı sizin de anlayacağınız gibi röntgenlemek ve içeride olan biteni çekip haber yapmak.
Ahmet Necdet Sezer ise kendisini robot zannedenlere inat -ki Show TV kendisini büyük ihimalle robot zannediyor- soyunup dökünüyor ve atletiyle röntgenci kameramanın kamerasında görüntüleniyor.
Sonra eve gelen kim varsa, kızı, eşi ve misafirleri, hepsi röntgenleniyor. İçerisi saniye saniye kaydediliyor futursuzca.
Şimdi diyeceksiniz ki;
1. Sibel Can’ının poposunu çeken ve dakikalarca dikizleyenler haberciler varken Sezer fanilayla görüntülenmiş ne ki.
2. Hergün yüzlerce haberde kişiden izinsiz çekilmiş görüntüler kullanılıyor. Bu da onlardan biri.
Aslında dediğinizden biraz farklı bu sefer. Düşünün biri sizi, evinizin penceresinden içeri yönettiği bir kamerayla çekiyor. İçeride yer misiniz, içer misiniz, soyunur musunuz, sevişir misiniz önemli değil. Çekiyor sizi ve “ben çektim!” diye gerile gerile ana haber bülteninde yayınlıyor. Ahlaksız habercilik çok gördük bu güne kadar, ama bu kadarına pek az rastlamıştık doğrusu.
![]() |
![]() |
|
![]() |
![]() |
|
| Size yalan haber uydurmuyorum. Röntgencilik ile çekilmiş bu fotoğrafları yayınlamak istemezdim ama kanıtlamak maksadıyla yayınlıyorum… Sağır kulaklar belki görür ve önlem alır umuduyla… | ||
RTÜK ve Basın Konseyi yöneticileri başta olmak üzere yetkili kim varsa bu ahlaksızlık ve ilkesizliğe bir DUR demeli ve halkın önünde sorumluları cazelandırmalıdır. Show TV halktan ve tabiki Ahmet Necdet Sezer ve ailesinden özür dilemelidir.
Bakın Basın Meslek İlkeleri ne diyor:
Kişilerin özel yaşamı, kamu çıkarlarının gerektirdiği durumlar dışında, yayın konusu olamaz.
Gazeteci görevini, taşıdığı sıfatın saygınlığına gölge düşürebilecek yöntem ve tutumlarla yapmaktan sakınır.
Türkiye Gazeticileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi ise şöyle diyor:
Gazeteci; kamuya mal olmuş bir şahsiyet bile olsa, halkın haber alma, bilgilenme hakkıyla doğrudan bağlantılı olmayan hiçbir amaç için, izin verilmedikçe, özel yaşamın gizliliği ilkesini ihlal edemez.
Gazeteci; yayımlanmış her yanlışı en kısa sürede düzeltmekle yükümlüdür.
Açık kamu yararı olmadıkça ve olayla doğrudan ilgisi, bağlantısı bulunmadıkça, bir insanın davranışı veya işlediği suç, onun ırkına, milliyetine, dinine, cinsiyetine, cinsel eğilimine, hastalığına veya fiziksel, zihinsel özürlü olup olmamasına dayandırılmamalıdır. Kişinin bu özel durumu, alay, hakaret, önyargı konusu yapılmamalıdır.
Asıl olan kamu yararıdır. Özel hayatın gizliliğinin geçersiz sayılabileceği başlıca durumlar şöyle sıralanabilir:
a) Büyük bir suç yahut yolsuzluk üstüne araştırma ve yayın
b) Toplumu kötü etkileyici bir tutumla ilgili araştırma ve yayın
c) Toplumun-güvenliğinin veya sağlığının korunması
d) İlgili kişinin sözleri yahut eylemleri sonucu halkın yanılmasının, yanıltılmasının veya yanlış yapmasının engellenmesi
Bu durumlarda dahi, özel hayatın kamuya açılan kesiti mutlaka konuyla doğrudan ilgili olmalı veya ilgili kişinin özel hayatının onun kamusal faaliyetini de etkileyip etkilemediği gözetilmelidir.
Peki ya İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi,
Madde 12- Kimsenin özel yaşamına, ailesine konutuna ya da haberleşmesine keyfi olarak karışılamaz, şeref ve adına saldırılamaz.
O haberciler, kendileri ve eşi-çocukları-sevdikleri evlerinde soyunuk vaziyetteyken pencereden röntgenciler tarafından çekilseler ve onlara “siz millete malolmuş önemli şahsiyetsiniz, o yüzden sizi dikizliyoruz” dense, sizce ne tepki verirlerdi?…
Ağla Türkiyem
Teröristler milletvekili maaşlarını rahat rahat yerken ve mecliste grup oluşturmuş atıp tutarken, müstakbel cumhurbaşkanımız bebek katili ve katillerin başı aponun yardakçısı Talabani ile görüşebileceğini dolaylı yollarla! açıklarken, aponun hapishaneden çıkartılma şartları alenen tartışılırken, belediye otobüslerimiz göz göre göre yakılırken sessiz kalan milletim için Mehmetimiz vurulmuş, öldürülmüş, şehit edilmiş önemli mi????
Canımız yanmış, kanımız donmuş, kardeşimiz, abimiz, babamız, kocamız şehit düşmüş önemli mi???? Demek Türkiye şehitlerine ağlıyor öyle mi!… Ateş düştüğü yeri yakar! Ağlayanlar şehit yakınları, analar, bacılar, eşler, çocuklardır ve bir avuç vatansever, milletsever, yurtsever… Koskoca medyada satır aralarına düşen şehit haberlerine kızanlar, haykıranlar sadece onlardır, bunu bilesiniz.
Demokrasi ve uzlaşmacılık yorganının altına sakladıkları silahlar bir gün çıkacak ve namluları milletimin üstüne uykusunda mışıl mışıl! uyurken çevirilecektir. “Ne var canım bundan”, “biz değiştik” diyenler uyanacak vakti bulamayacaklar ve adları tarihin “vatanı satanlar” bölümüne kalın harflerle yazılacaktır.
Bir kenar mahalleliyiz , mecburen Göztepeliyiz
Göztepe TMSF tarafından satıldı ve geri dönüş başladı.
Bu sezon Amatör Küme’de mücadele edecek olan Izmir temsilcisi efsane Göztepe’yi, Altinbas Assos Perakende Magazacilik ve Sportif Hizmetler AS aldi.Bu sezon Amatör Küme’de mücadele edecek olan Izmir temsilcisi efsane Göztepe’yi, Altinbas Assos Perakende Magazacilik ve Sportif Hizmetler AS aldi.
Göztepeliler bugün daha bir umutlu, daha bir duygulu.
15 sene once bir macta bu pankarti acmislar…mahallemizin takimi o bizim , ister A.S. olsun ister Altinbas olsun ister ciksin ister dussun kimin umrunda , butun dunyanin sadece mahallenizden ibaret oldugu cocukluk , ilk genclik yillarinizda mahallenin en guzel kizina duydugumuz platonik ask kadar saf , yan mahalle ile yapilan futbol maclari kadar heyecanli , eve girmeden once kosede arkadaslarla lafladigimiz, guldugumuz kadar keyifli ,uzaklastigimizda tedirgin oldugumuz, donunce huzura kavustugumuz yer o bizim…
Devamı için tıklayınız.
İnsanlığımdan utanıyorum
İnsanlığımdan utanıyorum artık. Bunları yapanlar insansa eğer ve çıkacaksa birkaç sene içerisinde hapisten (tabi eğer yakalanır ve yargılanabilirse), bu dünya dünya değil, bu millet millet değil, bu insanlar insan değil…
6 yaşındaki engelli kıza tecavüz ettiler (21.08.2007)
95 yaşındaki kadına tacavüz ettiler (20.08.2007)
Tecavüz ettikleri 80 yaşındaki yaşlı kadını, ellerini arkadan bağlayıp ağaca astılar (28.08.2007)
Oğuz Haksever’den “O An”lar
![]() |
Kendisini huşu içinde dinlediğim, hitap yeteneğini çok takdir ettiğim Oğuz Hakseveri‘in hazırladığı “O an“ları meğer internetten de izleyebiliyormuşuz. Üstelik Oğuz Haksever’in o inanılmaz sesiyle… |
Kargocu yalanı: “Eve uğradık ama yoktunuz”
Diyelim ki, acil bir kargonuz var ve yarına ulaştırmak üzere bir kargo firması aracılığıyla taşınmasını istiyorsunuz. Kargo biraz büyük ve ağır, bu nedenle siz götüremeyecek durumdasınız. N’apacaksız? Tabii ki evden teslim alması için kargo firmasını arayacak, işinizi gücünüzü bırakacak, hatta işten izin alacak ve gelmelerini bekleyeceksiniz.
Ben aynen böyle bir olay yaşadım. Önce Aras Kargo‘yu bekledim sabahtan akşam 18′e kadar. Defalarca aramalarımda hep geleceklerini söylediler. Ve en son 18′de aradığımda da “Eve geldik, yoktunuz” dediler. Ben bir yanlışları olabileceğini ve hamam gibi evimde sabahtan akşama kadar onları beklediğimi söyledim. Kargocu beye adresi teyit ettirdiğimde şu ortaya çıktı: Yanlış adrese gitmişler. İşin daha vahim yanı, adresi eksik yazmışlar ki ben bu adresi internet yoluyla belirttim. Ve o saatten sonra kimse benim kargomu kabul etmediğinden acil kargom elimde kaldı.
Gelelim bugüne. MNG Kargo daha güzel bir iş yapıp bana saat verdi. Saat 12:30 ile 13:30 arası. Zaten gecikmiş olan kargomu evimin kapısına yerleştirip beklemeye başladım. Üç telefon görüşmemizde bana hep geleceklerini söylediler, ve gelmediler…
Aradığımda şunu dediler: “Eve uğradık ama yoktunuz.” Biliyorum ki gelmemişlerdi. Eve gelen arkadaşı telefona verin dedim, vermediler. 40 dk sonra gelelim dediler. “Siz yanlış adrese gelmiş olabilirsiniz, 40 dk sonra geldiğinizde doğru adrese geleceğinizden nasıl bu kadar emin olabilirsiniz” dediğimde kekelediler, birşey diyemediler…
Ben de şunu öğrenmiş oldum. Kargocuların yalanı da “Eve uğradık ama yoktunuz“muş…
Göztepe amatör kümeye düştü
1925 yılında kurulan, Türkiyenin güzide klüplerinden biri olan Göztepe, ilk kez amatör kümeye düştü. (Haberi) Şirin mi şirin bir semt olmasına rağmen Göztepe, ismini verdiği futbol takımıyla Avrupayı titretti birçok kez. Göz Göz Göztepe nidalarıyla İzmirin en çok taraftarı olan takımıydı, bir zamanlar… Keşke sonu böyle olmasaydı…
Avrupa’da yarı final oynayan ilk Türk takımı olan ama son dönemde sahipsiz kalan Göztepe, amatör kümeye düştü..
Avrupa Kupaları’nda yarı final oynayan ilk Türk takımı olan Göztepe, sahipsizliğin faturasını acı ödedi. 3.Lig 3.Grup’ta mücadele eden sarı-kırmızılı efsane, sahasında Aliağa Belediye’ye 2-0 yenilerek tarihinde ilk kez amatör kümeye düştü. 1925 yılında kurulan Göztepe, Türk futboluna Fevzi Zemzem, Gürsel Aksel ve Ali Artuner gibi isimleri kazandırmış ve 1968-69′da Avrupa Fuar Şehirleri Kupası’nda yarı finale yükselmişti. Ve İzmir ekibi, daha 5 sezon önce Süper Lig’deydi. Ancak son dönemde derin bir komaya giren ‘efsane’ için; içinde başarı ve tutku olan filmin finali kötü oldu. Göztepe gitti ama, kendisiyle ilgilenmeyen ancak şimdilerde timsah gözyaşı döken Türkiye’nin en büyük üçüncü kentinin zengin futbolseverlerine büyük bir utancı miras bıraktı. Cefakar Göztepe taraftarı gözyaşlarına boğuldu.Cefakar Göztepe siteleri:
Yalı.org, Göztepe.org.tr, GöztepeList, Göztepe UniForce, Göztepe.com, GözGöz.net, Gençliğimin Katilisin!, Göztepe Hizmet Derneği, İnadna Göztepe,
Yüzde 92 hissesi TMSF’nin elinde olan ve senelerdir transfer yasağı bulunan Göztepe, adeta can damarları kesilmiş halde ölmeyi bekleyen bir hasta gibiydi. Onu bu hale getirenler elbette tarihe karşı sorumludurlar ve hesabını tarihe onlar verecektir. Bir futbol takımı beş parasız n’apabilir? Profesyonel ligde kim parasız top koşturabilir?
Tüm Göztepe aşıkları ve futbola gönül vermiş kim varsa, bu cinayeti affetmeyeceklerdir. Tarih onların isimlerini kara sayfalara kazıyacak ve gelecek nesillere aktaracaktır.
Issız kuytu köşelerde Göztepem, and olsun ki dönecektir… Göztepe İsyan Marşı dönünceye dek söylenecektir…
Vatan Uğrunda
Yemin töreni askerliğin en özel anıdır.
Asker Yemini
Barışta ve savaşta,
Karada,
Denizde ve havada,
Her zaman ve her yerde
Milletime ve Cumhuriyetime
Doğruluk ve muhabbetle hizmet
Ve kanunlara
Ve nizamlara
Ve amirlerime
İtaat edeceğime
Ve askerliğin namusunu,
Türk sancağının şanını
Canımdan aziz bilip
İcabında vatan,
Cumhuriyet ve vazife uğrunda
Seve seve
Hayatımı feda edeceğime
Namusum üzerine
AND İÇERİM.
Eşi asker olan herkese sabır diliyorum. Tez zamanda sağlıkla kavuşalım hepimiz.
MEBS Marşı
Sesimiz uzayda gürlerde durur
Gözümüz orduya bir ışık olur
Dosta yardım eder düşman susturur
Gönülden gönüle var muhabere
Sahip olmak için doğru habere
Bize engel olmaz dağ taş ve dere
Şimşek olur çakar yel olur eser
Cepheden cepheye var muhabere
Atanın izinden hep yürüyerek
Tek yol gösterici bilim diyerek
Bilimi tekniğe rehber ederek
Barışta savaşta var muhabere
Sesten köprü kurar ufuklara dek
Yurdumuzu izler sabahlara dek
Göğsünü vatana siper ederek
Bugünde yarında var muhabere
















