Ne Mutlu Türküm Diyene!
Fırsat buldukça yineliyoruz. Bu vatan toprağın kara bağrında sıradağlar gibi duranlarındır. Şehitlerindir, gazilerindir, kumandanlarındır, herşeyini feda etmeye hazır bir milletindir bu vatan. Bu vatanı kuranlar Gazi Mustafa Kemal Atatürk‘ün önderliğinde aziz TÜRK MİLLETİ‘dir.
“Ne Mutlu Türküm Diyene” diyemeyenlerin, şehitlerimize “kelle” diyebilenlerin, “Cumhuriyet döneminin artık sonu geldi” diyenlerin, “esas bölücü TSKdır” diyen milletvekili olmuş kan kokulu teröristlerin, “bundan 10 sene sonra Kürtistanı kurmuş olacaksınız” diyebilen sapkın zihniyetlerin, “pekekeye siyaset yolu açılmalıdır” diyebilen milletvekili teröristlerin, ABD’nin dış siyaset çizgisini tavizsiz savunan siyasetçilerin, şu ana kadar binlerce masumun ölümüne neden olan BOP’un Gürcü asıllı! başkanının vatanı değildir bu vatan…
Vatandaşlıktan çıkıp gitmesi gereken de onlardır…
Allah rahmetini esirgemesin, şehitlerimiz ölü değildir. Onlar vatanı için, milleti için, namusu için, çocuklarının geleceği için kanlarını feda etmişlerdir. İnanıyorum ki, yaşasalardı, şu anda bizi içten ve dıştan çepeçevre saran emperyalist kokuşmuşluğa karşı şehitlerimiz şunu haykıracaklardı:
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!
Röntgencilik habercilik ilkeleriyle bağdaşır mı?
Bugün (29.08.2007) Show TV Ana Haber‘de gördüklerimden sonra, söze nasıl başlayabilirim bilmiyorum. Gazetecilik ilkelerinin alenen ihlal edildiği bir haberdi izlediğim, ama ayrıca bu insan hakları ihlaliydi aslında. Ve mesleğinin ve insanlığının tüm değerlerini ayaklar altına almaktan çekinmeyen bir takım muhabir, kameraman ve gazeteci, televizyonda böbürlene böbürlene “yalnız bizde var bu haber” diyerek övünç duyuyorlardı. İzlediğim o haber, Basın Konseyi -yada yetkili kimler varsa onlar- tarafından şiddetle kınanmalı, hatta ceza yağmalı bu habere karışan herkese, ibret olsun diye…
Gelelim habere… Haberimiz Ahmet Necdet Sezer‘in cumhbaşkanlığını devretmesinin ardından evine gitmesiyle başlıyor. Eski cumhurbaşkanım eşiyle evine geliyor, soyunup dökünüyor. Ve uzaklarda konuşlanmış Show TV kameramanı Sürhan Türegün açıyor kamerasını ve zumluyor evin penceresine doğru. Amacı sizin de anlayacağınız gibi röntgenlemek ve içeride olan biteni çekip haber yapmak.
Ahmet Necdet Sezer ise kendisini robot zannedenlere inat -ki Show TV kendisini büyük ihimalle robot zannediyor- soyunup dökünüyor ve atletiyle röntgenci kameramanın kamerasında görüntüleniyor.
Sonra eve gelen kim varsa, kızı, eşi ve misafirleri, hepsi röntgenleniyor. İçerisi saniye saniye kaydediliyor futursuzca.
Şimdi diyeceksiniz ki;
1. Sibel Can’ının poposunu çeken ve dakikalarca dikizleyenler haberciler varken Sezer fanilayla görüntülenmiş ne ki.
2. Hergün yüzlerce haberde kişiden izinsiz çekilmiş görüntüler kullanılıyor. Bu da onlardan biri.
Aslında dediğinizden biraz farklı bu sefer. Düşünün biri sizi, evinizin penceresinden içeri yönettiği bir kamerayla çekiyor. İçeride yer misiniz, içer misiniz, soyunur musunuz, sevişir misiniz önemli değil. Çekiyor sizi ve “ben çektim!” diye gerile gerile ana haber bülteninde yayınlıyor. Ahlaksız habercilik çok gördük bu güne kadar, ama bu kadarına pek az rastlamıştık doğrusu.
![]() |
![]() |
|
![]() |
![]() |
|
| Size yalan haber uydurmuyorum. Röntgencilik ile çekilmiş bu fotoğrafları yayınlamak istemezdim ama kanıtlamak maksadıyla yayınlıyorum… Sağır kulaklar belki görür ve önlem alır umuduyla… | ||
RTÜK ve Basın Konseyi yöneticileri başta olmak üzere yetkili kim varsa bu ahlaksızlık ve ilkesizliğe bir DUR demeli ve halkın önünde sorumluları cazelandırmalıdır. Show TV halktan ve tabiki Ahmet Necdet Sezer ve ailesinden özür dilemelidir.
Bakın Basın Meslek İlkeleri ne diyor:
Kişilerin özel yaşamı, kamu çıkarlarının gerektirdiği durumlar dışında, yayın konusu olamaz.
Gazeteci görevini, taşıdığı sıfatın saygınlığına gölge düşürebilecek yöntem ve tutumlarla yapmaktan sakınır.
Türkiye Gazeticileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi ise şöyle diyor:
Gazeteci; kamuya mal olmuş bir şahsiyet bile olsa, halkın haber alma, bilgilenme hakkıyla doğrudan bağlantılı olmayan hiçbir amaç için, izin verilmedikçe, özel yaşamın gizliliği ilkesini ihlal edemez.
Gazeteci; yayımlanmış her yanlışı en kısa sürede düzeltmekle yükümlüdür.
Açık kamu yararı olmadıkça ve olayla doğrudan ilgisi, bağlantısı bulunmadıkça, bir insanın davranışı veya işlediği suç, onun ırkına, milliyetine, dinine, cinsiyetine, cinsel eğilimine, hastalığına veya fiziksel, zihinsel özürlü olup olmamasına dayandırılmamalıdır. Kişinin bu özel durumu, alay, hakaret, önyargı konusu yapılmamalıdır.
Asıl olan kamu yararıdır. Özel hayatın gizliliğinin geçersiz sayılabileceği başlıca durumlar şöyle sıralanabilir:
a) Büyük bir suç yahut yolsuzluk üstüne araştırma ve yayın
b) Toplumu kötü etkileyici bir tutumla ilgili araştırma ve yayın
c) Toplumun-güvenliğinin veya sağlığının korunması
d) İlgili kişinin sözleri yahut eylemleri sonucu halkın yanılmasının, yanıltılmasının veya yanlış yapmasının engellenmesi
Bu durumlarda dahi, özel hayatın kamuya açılan kesiti mutlaka konuyla doğrudan ilgili olmalı veya ilgili kişinin özel hayatının onun kamusal faaliyetini de etkileyip etkilemediği gözetilmelidir.
Peki ya İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi,
Madde 12- Kimsenin özel yaşamına, ailesine konutuna ya da haberleşmesine keyfi olarak karışılamaz, şeref ve adına saldırılamaz.
O haberciler, kendileri ve eşi-çocukları-sevdikleri evlerinde soyunuk vaziyetteyken pencereden röntgenciler tarafından çekilseler ve onlara “siz millete malolmuş önemli şahsiyetsiniz, o yüzden sizi dikizliyoruz” dense, sizce ne tepki verirlerdi?…
İngilazca iftiharla sunar: First Leydi
Först leydi, yada günümüz ingilazcasıyla First leydi, yada ingilizcesiyle First Lady…
Şu aralar basınımızda çok sık duyduğumuz först leydi lafının Türkçesi yok mu? Eğer varsa -ki var- siz onu kullanacaksınız ki insanlar onu kullanacak, tıpkı “prezident” yerine “başkan” dedikleri gibi türkçesine aşina olacaklar. Bu gün “First Leydi” diyenler, yarın “bunun aslı yabancı dildir” diyerek yeni her kelimeyi ingilazcasıyla söyleyecekler ve kültürümüz ve dilimiz kokuşacaktır.
Ağla Türkiyem
Teröristler milletvekili maaşlarını rahat rahat yerken ve mecliste grup oluşturmuş atıp tutarken, müstakbel cumhurbaşkanımız bebek katili ve katillerin başı aponun yardakçısı Talabani ile görüşebileceğini dolaylı yollarla! açıklarken, aponun hapishaneden çıkartılma şartları alenen tartışılırken, belediye otobüslerimiz göz göre göre yakılırken sessiz kalan milletim için Mehmetimiz vurulmuş, öldürülmüş, şehit edilmiş önemli mi????
Canımız yanmış, kanımız donmuş, kardeşimiz, abimiz, babamız, kocamız şehit düşmüş önemli mi???? Demek Türkiye şehitlerine ağlıyor öyle mi!… Ateş düştüğü yeri yakar! Ağlayanlar şehit yakınları, analar, bacılar, eşler, çocuklardır ve bir avuç vatansever, milletsever, yurtsever… Koskoca medyada satır aralarına düşen şehit haberlerine kızanlar, haykıranlar sadece onlardır, bunu bilesiniz.
Demokrasi ve uzlaşmacılık yorganının altına sakladıkları silahlar bir gün çıkacak ve namluları milletimin üstüne uykusunda mışıl mışıl! uyurken çevirilecektir. “Ne var canım bundan”, “biz değiştik” diyenler uyanacak vakti bulamayacaklar ve adları tarihin “vatanı satanlar” bölümüne kalın harflerle yazılacaktır.
Kanal 24′den Moderator
Bir süredir yayında olan yeni bir haber kanalımız var: Kanal 24 yada sadece 24. Haber kanallarına olan ihtiyacı gidermek için hoş bir alternatif gibi görünüyor. En azından yeni bir soluk. Habercilik ilke ve değerlerine ne kadar sadık kalabilecekler göreceğiz…
Kanal 24′de de ingilazca program ismi verme hastalığı başgöstermiş. HaberTurk‘ün izinden gitmeye karar vermişler demekki. Programımızın adı Moderator. İngilizce bilmek zorunda olmadığım bir kanalda saçma sapan bir program ismi. Şimdi diyecekler ki moderator meslekteki bir mevkiye verilen ad. İster mevki adı olsun, ister program ismi, ingilizce bilmek zorunda değilim ve bu mantığın tamamen karşısındayım.
Moderator kelimesi sizin kendi layfstaylınıza uygun olabilir ama Türkçe karşılığı varken kullanılması abes ve çok saçma.
Bir kenar mahalleliyiz , mecburen Göztepeliyiz
Göztepe TMSF tarafından satıldı ve geri dönüş başladı.
Bu sezon Amatör Küme’de mücadele edecek olan Izmir temsilcisi efsane Göztepe’yi, Altinbas Assos Perakende Magazacilik ve Sportif Hizmetler AS aldi.Bu sezon Amatör Küme’de mücadele edecek olan Izmir temsilcisi efsane Göztepe’yi, Altinbas Assos Perakende Magazacilik ve Sportif Hizmetler AS aldi.
Göztepeliler bugün daha bir umutlu, daha bir duygulu.
15 sene once bir macta bu pankarti acmislar…mahallemizin takimi o bizim , ister A.S. olsun ister Altinbas olsun ister ciksin ister dussun kimin umrunda , butun dunyanin sadece mahallenizden ibaret oldugu cocukluk , ilk genclik yillarinizda mahallenin en guzel kizina duydugumuz platonik ask kadar saf , yan mahalle ile yapilan futbol maclari kadar heyecanli , eve girmeden once kosede arkadaslarla lafladigimiz, guldugumuz kadar keyifli ,uzaklastigimizda tedirgin oldugumuz, donunce huzura kavustugumuz yer o bizim…
Devamı için tıklayınız.
İnsanlığımdan utanıyorum
İnsanlığımdan utanıyorum artık. Bunları yapanlar insansa eğer ve çıkacaksa birkaç sene içerisinde hapisten (tabi eğer yakalanır ve yargılanabilirse), bu dünya dünya değil, bu millet millet değil, bu insanlar insan değil…
6 yaşındaki engelli kıza tecavüz ettiler (21.08.2007)
95 yaşındaki kadına tacavüz ettiler (20.08.2007)
Tecavüz ettikleri 80 yaşındaki yaşlı kadını, ellerini arkadan bağlayıp ağaca astılar (28.08.2007)
Speyşıl ediyşın for fenerbahçe van handrıt yiırs
Fenerbahçe’nin 100. yılı şerefine hazırlanmış cep telefonunun reklam filmi oynuyor bugünlerde. Reklam iyi, güzel, hoş da sonu beni pek güldürdü doğrusu. Türk kanallarında oynayan ve tamamı Türkçe olarak hazırlanmış olmasına rağmen, sonuna sanki gökten düşmüş gibi sıkıştırılan şu sözler “ne alaka” dedirten cinsten: “Speyşıl ediyşın for fenerbahçe van handrıt yiırs“.
Ne zaman rastlasam hep aynı soruyu soruyorum: Gerçekten, ne alaka?
Türk dili hakkında dopdolu bir site: TurkceDunya.com

Özellikle takip ettiğim bir site var. Türkçe ve sorunları ile ilgili her konuda bilgi bulabileceğiniz dopdolu bir yer burası: Türçe Dünya. Bir bakın derim, eminim, size de çok şey katacak…
Twist-off’un sonu geldi. Yaşasın Çevir-aç!
Bir zamanlar twist off kapak diye birşey vardı. Artık televizyondaki reklamlar da dahil olmak üzere herkes (komple tikiler hariç!) çevir-aç kapak diyor.
Demek ki isteyince oluyormuş. Sadece biraz duyarlı olmak yeterli…














