“The Moon revolves around the Earth”ün Türkçesi
Anadolu Lisesi sınavına yıllarca çalışmış, ve bu nedenle, ilkokul fen ve matematiğini yemiş bitirmiş bir öğrenciydim. İlkokulda fen dersine ilgiliydim ve bilimle ilgili elime geçen her yazıyı -anlayabildiğim ölçüde- okumaya gayret ediyordum. İlkokul çağındaki her genç gibi “uçurtma nasıl uçuyor?”, “Ay neden bu kadar parlak?” ve “televizyon nasıl çalışıyor?” gibi sorular beynimin içindeki binlerce soru işaretinden sadece birkaçıydı.
Sonra anadolu lisesini kazandım.
Burada fen ve matematik dersleri, ingilizcemizi geliştirmek amacıyla hocalarımız tarafından ingilizce verilmekteydi. ve ben ortaokul 1. sınıfta fen dersinden neredeyse kalıyordum.
Neden mi?
“Ay Dünyanın çevresinde dönüyor”, “Güneş ışık saçıyor” ve “Gökyüzünde milyonlarca yıldız bulunur” gibi cümlelerin ingilizcesini bir türlü öğrenemediğim, ve sınavda sınav kağıdına yazamadığım için. Anadolu lisesinde ortaokul 1′deydim ancak ilkokul 2 fen konularını yeniden işliyor, hocamın dediklerini anlamıyor ve kendimi moron gibi hisediyordum.
Türk eğitim sistemindeki “Türk öğrencilere bilimi ingilizce öğret ki bilim yapılamasın” kuralı gereği, bildikleri unutturulmuş, önü kesilmiş milyonlarca Türk gencinden sadece biriydim. İngilizceyi ingilizce dersinde dahi yeterince öğretmeyi başaramayan Türk egitim sistemi, bilimi “bilmemnece” öğreterek bir nesle daha yazık ediyordu.
Peki bunları niçin mi anlattım?… Okuduğum bir fıkra bana bunları hatırlattı da ondan.










