İzmir Yangını
Mustafa Kemal’in İzmir yangını sonrasında Kızılaycı Hamit Hasancan‘a gönderdiği direktif.
İzmir, 17 Eylül 1922
Hamit Bey’e
1. İzmir yangını konusunda aşağıdaki gibi demeç vermek gerekir.
Ordumuz İzmir’i her türlü kötülüklerden korumak için kente girmeden önce önlem almıştır. Ancak Yunanlılar ve Ermeniler daha önceden kurdukları örgütle İzmir’i bütünü ile yakmayı tasarlamışlardı. Kiliselerle Hrisostomos’un vermiş olduğu demeçler İslamlarca işitilmiştir. İzmir’i yakmak bir dinsel görev olarak bildiriliyordu. Yangın bu örgütçe çıkarılmıştır. Bunu doğrulayan birçok tanık ve belge vardır. Askerlerimiz yangını söndürmek için bütün güçleri ile çalışmışlardır. Yangını askerlerimize yükleyenler gelip İzmir’deki durumu görebilirler. Yalnız böyle bir işlem için resmi kovuşturma söz konusu olamaz. Bugün burada bulunan her ulustan gazeteciler bu görevi doğrudan yapmaktadırlar. Hıristiyan halka iyi davranılmakta göçmenler yerlerine gönderilmektedir. Ancak, 18 ile 45 yaşında olanlar Yunan ordusunda kesin görevli olduklarından ve süren savaşta Yunan ordusu için yeniden görev alacaklarından dolayı içerilere gönderileceklerdir. Savaş sonunaca bunu bir askeri önlem olmak üzere yapmak zorundayız.
2. Başladığımız askeri hareket “Misak-ı Milli” sınırları içinde bulunan yurt parçalarını bütünü ile ele geçirinceye dek sürdürülecektir. Hareketi durdurup Konferans istemek düşüncesinde değiliz. Şundan ki, bugünkü harekete başlamadan önce barış için yaptığımız bütün başvuru ve dileklerimiz Londra’ca güçsüzlüğümüze bağlandı. Şimdiki başvurumuzun da aynı yoruma uğrayarak zaman geçirilmeye çalışılmasından korkarız. Ama, silahla Anlaşıklar askerlerinin birliklerimize karşı silah kullanmalarını kesinlikle beklediğimiz için, bizim de bunlara karşl çekingen davranacağımız düşünülemez. Bunun için Anlaşık Devletlerce askeri hareketimiz durdurulmamak koşulu ile bugünlerde bir politik görüşmeye çağrılmayı sevinçle karşılayabiliriz. Bunun için en uygun yer Üsküdar olabilir. Ama, Anlaşık Devletler, askerlerini Üsküdar’a dek çekmelidirler ve ben oraya bir miktar birlikle girebilmeliyim. Doğu Trakya’nın Yunan birliklerince hızla boşaltılarak TBMM Hükümeti görevlilerine teslim edilmeye başlaması gerektir. Boğazların kendimizce berketilmemesi ve İstanbul’un güvenliği sağlanmak koşulu ile trafik özgürlüğünün sağlanacağını belirtirseniz, bizim savaş değil barış istediğimizi ve bunu önleyici hiç bir etken kalmadığını ve Anlaşıkların kuşkulanacakları her sorunu çözmenin olanaklı olduğunu söyleyebilirsiniz. Trakya’ya büyük bir ordu geçirip ulusal sınırlarımız ötesinde yer tutmayı kesinlikle düşünmüyoruz.
Fransız Amiral Dumesnil’le de bu konuyu görüştüm. Kendisi General Pelle’ye söyleyecektir. İstanbul ve Çanakkale çevresinde Anlaşık Devletlerin belirttikleri yansız bölge ve yansız sınırın hiçbiri Hükümetimizce kabul edilmemiştir. Gereğinden çok zaman geçirdiklerinde bizim böyle bir bölgeye kesinlikle bağlı olmadan hareket edeceğimiz kuşkusuzdur.
3. İkinci maddedeki görüşlerimizi özel olarak General Pelle ile ve daha gerek göreceğiniz olumlu devlet adamları ile gorüşerek alacağımız yanıtın Dışişleri Bakanlığına ve aynı zamanda bana bildirilmesini rica ederim.
Mustafa Kemal










