Andreas Tietze ve Tarihi ve Etimolojik Türkiye Türkçesi Lügatı
Bundan birkaç yıl önce bir kitapevinde görmüştüm ilk kez. Kalın ve kocaman bir kitaptı kendisi. Daha doğrusu, Türkçeden Türkçeye sözlük setinin ilk cildiydi. İlgimi çeken kitabın kalınlığı değildi esasında, yazarıydı. Çünkü yazarı Türk değil Almandı.
Duyduklarıma göre, bir Alman bilimadamı, Andreas Tietze, Türk tarihinde yazılmış an kapsamlı Türkçeden Türkçeye sözlüğü yazıyordu. Cilt 1 (A-E) yeni çıkmıştı ve sadece kelimelerin anlamları verilmiyordu okurlara. Sözlüğün asıl adı “Tarihi ve Etimolojik Türkiye Türkçesi Lugatı” idi. Yani her kelime kaynağına inilerek araştırılmıştı.
Kitabın arka kapağına şunlar yazılı:
Türkiye Türkçe’si anıtı olan bu sözlükte: “Eski yahut yeni tüm sözcükleri alıyorum. Diyalektler de var. Yıllar önce yazdığım makaleler de sözlüğün bir parçası. Türkçeye yunanca’dan, italyanca’dan ve diğer dillerden giren sözcükleri de alıyorum. Seçilen sözcükler eski veya yeni, modern veya değil diye ayıklanmadan etimolojik kaynağı belli olan tüm sözcükleri de alıyorum. Şimdiye kadar hazırlanan sözlüklerde bazı sözcükler kasıtlı olarakalınmış, bazıları ise alınmamış. Benim hazırladığım sözlükte böyle bir şey olmayacak seçtiğim sözcükleri adalet ağaoğlu, dede korkut, fahri erdinç, musahipzade celal, fakir baykurt gibi yazarların eserlerinden yaptığım alıntılarla örnekliyorum.”
Doğan Hızlan’ın “Daima Edebiyat” isimli kitabından öğrendim ki Andreas Tietze hayatını kaybetmiş. Kendisine Allah’tan rahmet diliyorum. Büyük bir bilimadamı olan Andreas Tietze hakkında, Doğan hocamız şunları demiş:
Türk Dili Bir Sevdalısını Kaybetti
Türk diline, kültürüne Önemli eserler kazandıran Andreas Tietze aramızdan ayrıldı. Birçok dil bilen Tietze’nin Türkçesini dinleyenler, onun bir yabancı olduğuna inanmazlarmış Türkiye’de yayımlanan son çalışması; Tarihî ve Etimolojik Türkiye Türkçesi Lügati idi. Birinci cilt A-E harflerini kapsıyordu. Tietze’nin ayrıntılı hayatını okuduğunuzda, dünya kültürüne, bizim kültürümüze, dil çalışmalarına verdiği emeklerin önemini uzmanlar dışında, meraklılar da fark eder. Türkoloji çalışmalarına katkısı çok büyüktür Tietze’nin. İlber Ortaylı’nın Tarihî ve Etimolojik Türkiye Türkçesi Lugatı’nın şömizine yazdığı biyografisini içeren yazıda benim de katıldığım bir yakınmada bulunuyor:
“Türkiye’ye ve Türkoloji çalışmalarına döndü. Edebiyat Fakültesi’nde Almanca ve ingilizce Lektörlüğü’ne atandı. Galiba Edebiyat Fakültesi onu hep bu görevde tutmakla alışılmış olumsuzluklarından birini daha tekrarlıyordu.”
Ne var ki, yurtdışındaki üniversiteler bu hatayı düzeltti, onun bilimsel düzeyine uygun mevkiler verdi.Türkçe-İngilizce Redhouse sözlüğünün başındaki Tahrir Heyeti’nin içinde onun da adı vardır. Tietze, başlangıcından itibaren heyette çalışanlardandır. Sözlüğün birinci baskısı 1964′te yapılmıştır ve çalışmanın yirmi yıl sürdüğü önsözde Robert Avery imzasıyla yer alan yazıdan anlaşılmaktadır.
Andreas Tietze adını edebiyat okurları bir ünlü kitabın çevirisinden de anımsayacaklardır. Rainer Maria Rilke’nin Malte Laurids Brigge’nin Notları’nı Behçet Necatigil onunla birlikte çevirmişti. Çalgılı Kahvelerde Külhanbey Edebiyatı ve Numuneleri kitabında Tahir Alangu, Robert Anhegger, Walter Ruben’le birlikte Andreas Tietze’nin de imzası bulunur.
Andreas Tietze’nin yazıp Mehmet Ölmez’in derlediği Anadolu Türkçesindeki Yunanca, Islavca, Arapça ve Farsça Ödünçlemeler Sözlüğü (Wörterbuch der griechischen, slavischen, arabischen und persischen Lehnvörter im Analolischen Turkisch) uzmanlar için önemli bir sözlüktür. Dileğimiz, Tarihî ve Etimolojik Türkiye Türkçesi Lugalı’nın tamamlanmasıdır.
O artık kitaplarında yaşayacak.
Biz lügatı sadece 1. cildi olmasına rağmen aldık. Böyle büyük bir Türkçe sevdalısının açtığı yolun nice Türk genci tarafından izleneceğini umuyoruz ve Doğan Hızlan’ın dileğine katılıyoruz:
Dileğimiz Tarihi ve Etimolojik Türkiye Türkçesi Lugatının tamamlanmasıdır.
Andreas Tietze’nin ruhu şadolsun…
Ayrıca bakınız: Andreas TIETZE’nin Standard Eseri, Avusturya Türk Bilim Ofisi
ABD ve kurulan Kürt ordusu
ABD ve dış mihraklar ne kadar isterlerse istesinler, şerefli Türk ordusu, vatanını, kanının son damlasına kadar koruyacaktır. Kardeşi kardeşe kırdırmayı amaç edinmiş, ortadoğuyu parça parça etmiş yalancı ve katil ABD, güneydoğumuzda bir uydu-ülke Kürt devleti kurdu. Şimdi de ordusunu yetiştiriyor. Sanki Türkiyemizin parçalanma senaryosunda bir adım daha atılıyor.
ABD izin verdi Kürtler 5 bin kişilik özel birlik kurdu
KUZEY Irak’taki Kürt gruplar ABD’nin onay vermesi üzerine 70 bin kişilik peşmerge ordusu içinden 5 bin kişilik özel birlik oluşturacak. Seçilen 30 kişi de savaş pilotu eğitimi alacak.
Pilot adayları ABD ve İsrail’e gönderilirken özel birliğin kurulması için çalışmalara da başlandı. Kürt internet sitesi ’Rızgari’nin haberine göre, özel birlik üyeleri ayda 1000-1500 dolar arasında maaş alıyor. Özel birliğin eğitimini ise ABD Özel Kuvvetleri’nde görevli, gerilla savaşında deneyimli 20 subay veriyor.
18- 30 yaşlarındaki peşmergeler arasından gönüllülük esasına göre oluşturulan birimin eğitimleri Erbil ve Sülemaniye’de sürüyor. Bu kişiler günde 4 saat dağ komando eğitimi alıyor. Bunlara silah eğitiminin yanısıra yakın dövüş, şehir savaşı, sabotaj, bomba, bubi tuzağı, güvenlik, savunma, suikast, istihbarat ve karşı istihbarat konularında da özel eğitim veriliyor. Özel Peşmerge Birliği ayrıca ABD özel kuvvetlerinin eğitim, tatbikat ve operasyonları içeren CD’ler ile de eğitim alıyor. Kuzey Irak’ta terörist faaliyetlere karşı savaşacak olan birliğe, gerilla savaşı konusunda deneyimli 500 peşmerge subayı komuta edecek. Bu birlikte görev alan peşmergelerin görev süreleri ise 10 yılı geçmeyecek. 40 yaşını aşanlara ise kamu kurumlarında görev verilecek. Bu seçkin askeri birliğinin elbise ve teçhizatları ise Süleymaniye’de hazırlanıyor.
Kaynak: Milliyet
Binlerce yıldır beraber huzurla yaşadığımız Kürtler kardeşimizdir ve kardeşimiz kalacaktır. Bir uydu Kürt devleti kurup, bizi birbirimize kırdırmaya çalışacak ABD ve dış mihraklara karşı bilinçli ve uyanık olmalıyız. Tahriklere kapılmamalı, vatanseverliğimizden ödün vermemeliyiz.
Vatansever Türk gençleri olarak parolamız şu olmalıdır: Ya bağımsızlık ya ölüm…
Emlak piyasası ve Türkçe’ye ihanet
Bir emlak ve konut furyasıdır gidiyor. Her gün yeni sitelerin, yeni kooperatiflerin, yeni konutların inşaa haberi geçiyor gazete sütunlarında ve televizyon reklamlarında. Her kesime hitab eden uygun ödeme koşullarıyla bizlere sunulan kampanyaların sayısı hızla artıyor.
Herşey iyi güzel de, bütün bu kampanyaların ve inşaa edilen sitelerin isimleri neden Türkçe değil? Mortgıç denen şeyin neden Türkçesi kullanılmıyor? Resmi kurumların sitelerinde bile neden “Mortgage” kelimesi hala telaffuz ediliyor. Yoksa bu yeni oluşturulmaya çalışılan sistem Türklere hitab etmiyor mu?
Neden yeni konut sitelerin büyük çoğunluğunun adı Türkçe konulmuyor?
İstanbul’da gerçekleştirilen villa projelerinde Anadolu da yaşayan aileler fazla ilgi göstermiyor. Bunların oranı, yüzde 2 leri geçmiyor. Buna karşın, tanıtımı yoğun yapılan çok katlı konut projelerinde oran, yüzde 15 lere kadar çıkabiliyor. Anadolu dan en fazla talep gören projeler arasında Yapı Merkezi nin Şişli Plaza Projesi, Ağaoğlu nun My Konseptli projeleri, Albayraklar ın Kemerpark-Güneş Park Evleri, Hektaş ın İdealist Kent i yer alıyor. Ayrıca, Soyak Olimpiyakent, Mashattan, Almond Hill, Avrupa Konutları, Trend ve Uphill Court gibi projeler de farklı illerden yoğun ilgi gören projeler arasında bulunuyor.
Hürriyet Emlak’tan alıntılanmıştır.
My Konsept, Mashattan, Almond Hill, Trend ve Uphill Court…
Bir reklamda da geçen “lüks residıns (residence)” gibi kelimeler ve tanımlamalar, kokuşmuşluğumuzu en iyi biçimde tanımlıyor. Eskiden Türkçe kelime kullanmak yerine yabancı dilden kelimeler kullanmanın, şımarık zengin züppelerinin bir marifeti olduğunu zannediyorduk. Seneler içerisinde öylesine kokuştuk, öylesine kendi kültürümüze ve dilimize yabancılaştık ki, artık halkımız Türkçeyi sıradan ve eski, yabancı dilleri ise yeni, yenilikçi ve kendine yakın hissediyor. Öylesine yozlaştık, kültür bağımsızlığımızı kaybettik ki, Almond Hill demeyi Acıbadem Tepesi demeye yeğliyoruz.
(Acıbadem Tepesi… ne kadar bayık ve hiç de kuul değil. Sizce de öyle, değil mi?!!!!!)
BAŞBAKANLIK’A bağlı Toplu Konut İdaresi’nin (TOKİ) destek verdiği konutların ‘’court, olimpia, residence ve country'’ gibi yabancı isimleri taşıması dil bilimcileri çileden çıkarıyor. Özellikle İstanbul’ da birbiri ardına yükselen onlarca gökdelen gibi apartmandan oluşan sitelerin havuzdan özel otoparka kadar birçok konforu sunmalarının yanı sıra, ortak bir özellikleri var. O da tamamına yakınının İngilizce isme sahip olmaları. Alışveriş merkezlerinden, çay bahçelerine kadar her yerde etkisini gösteren, adeta günlük hayatımızda bizi esir alan İngilizce hayranlığı, tek başına şehir gibi olan bu yerleşim alanlarında da karşımıza çıkıyor. Artık birçok sitenin adının önüne veya sonuna ‘’court, olimpia, residence ve country'’ gibi kimsenin bilmek zorunda olmadığı yabancı kelimeler ekleniyor.
Türk toprağı, Türk çimentosu ile Türkler’in yaşaması için yapılan bu alanlara neden yabancı isim verildiği sorusuna, binaları yapan firmalar hiçbir cevap veremiyorlar. TOKİ yetkilileri ise insanlara yerleşim alanı açmanın isimden daha önemli olduğunu dile getiriyor.
Hayatlarını her zaman ve her yerde ulusal kimliğin en büyük birleştiricisi Türkçe’nin tercih edilmesine adayan akademisyenler ise bu durumu hazmedemediklerini söylüyorlar. Hepsi sözleşmiş gibi ortak bir net tavır sergiliyorlar: “Aşağılık kompleksinden kurtulun.”
Kaynak: Sinanoglu.net
Siz de tepkinizi gösterin. Türkçe’ye kamusal ihanete dur deyin.










