« Önceki SayfaSonraki Sayfa »

Arkamdan Ağlayanlara

Kiminin gözyaşı zehirdir acı
Kiminin çehresi sarı gül gibi
Dünyada, sevgilim, var mı bir acı
Böyle ayrılığa tahammül gibi.

Kiminin yüzünde gölgeler var ki
Akşamın gurubu doğmuş yüzüne
Bunlar hep aziz hatıralar ki
Şimdi bir efsane, hepsi efsane.

osg 064_0003

Sizden ayrılırken ağlayamadım
Gözlerim kurudu bir pınar gibi
Nasıl oldu, ben de anlayamadım
Bu ayrılıkta bir düğüm var gibi.

Susun, göz yaşınız boşa akmasın,
Benim de gözümde hasret eridi.
Sevdiğim varsa hiç o takmasın,
O beyaz alnına matem şeridi.

Kendime yalnız ben kendim ağlayım
Acırım arkamdan ağlayanlara
Matem diye şerit bağlayanlara.

Yalnız unutulmayayım, ah unutulmayayım.

Orhan Şaik Gökyay

Orhan Şaik Gökyay Bu Vatan Kimin? Şiirler“, Özel Türkmen Lisesi Orhan Şaik Gökyay Kütüphanesi Yayınları No. 1, Mersin

Bu not, 22.June.2006 tarihinde yazarlarımızdan kalem tarafından eklenmiştir.   
Notun konusu: Orhan Şaik Gökyay
Etiketler: none

Bana bir seslenen var

Adını bilmediğim, hiç işitmediğim,
Bir yerlerden bana bir seslenen var…
Senin bilnediğin, benim gitmediğim
Bir yerlerden bana bir seslenen var…

Dallarını eğip de tutamadığım,
Hoş yemişlerinden tadamadığım,
Gölgesi altında yatamadığım
Ağaçlar içinden bana bir seslenen var…

Bazı yakınlardan, bazı ıraklardan,
Kimi meyvelerden, Kimi yapraklardan,
Yoldan gelmişlerden, yola çıkacaklardan,
Yolun kendisinden bana bir seslenen var…

Bir kervana köle deseler satsalar,
Geçen bulutlara su olsam katsalar,
Beni benden alıp bırakıp gitseler,
Gidilmez yerlerden bana bir seslenen var…

İlklimler dışından, iklimler içinden,
Varmışla yokmuştan ve Çin’den Maçin’den,
Gelecek günlerin çoktan geçmişinden,
İşte bir yerlerden bana bir seslenen var…

Orhan Şaik Gökyay

Orhan Şaik Gökyay Bu Vatan Kimin? Şiirler“, Özel Türkmen Lisesi Orhan Şaik Gökyay Kütüphanesi Yayınları No. 1, Mersin, “Bana bir seslenen var” bölümü, sahife 67-68

Bu not, 21.June.2006 tarihinde yazarlarımızdan kalem tarafından eklenmiştir.   
Notun konusu: Orhan Şaik Gökyay
Etiketler: none

ATO’dan işyerlerine Türkçe isim çağrısı

ATO’DAN İŞYERLERİNE TÜRKÇE İSİM ÇAĞRISI

ATO BAŞKANI AYGÜN: NASIL ÇOCUĞUMUZA HANS, JACK, TOM ADINI KOYMUYORSAK, İŞYERLERİMİZE DE ÜRÜNLERİMİZE DE YABANCI İSİMLER KOYMAMALIYIZ

SİMİTİ SİMMİT, BALONU BALOON, SALONU SALOON, PAZARI BAAZAR ŞEKLİNDE YAZARAK TÜRKÇE’Yİ EĞİP BÜKÜYORUZ

GELİN BU TOPLUMSAL TALEBİ BİR KAMPANYAYA DÖNÜŞTÜRELİM. İŞYERLERİMİZİ, ÜRÜNLERİMİZİ YABANCI İSİMLERDEN ARINDIRALIM

Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Sinan Aygün, işyerlerine ve ürünlere yabancı isim koyma merakının, ulusu ayakta tutan temel unsurlardan biri olan anadilimiz Türkçeyi, kullanılmaz hale getirdiğini belirterek “Bu dil ve kültür kirlenmesine dur demek için, dilimizi, işyerlerimizi, ürünlerimizi yabancı isimlerden arındırmalıyız” dedi.

Konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada yasalara göre şirketlerin ticaret ünvanlarının Türkçe olarak belirlendiğini, ancak bu maddeye bir istisna olarak şirketin faaliyet konusuna giren mal ve hizmetin yabancı dilde olması ya da şirket ortakları arasında bir yabancının olması halinde şirket isminde yabancı kelime bulundurulmasına izin verildiğini anlatan Aygün, “Caddeye çıktığımızda görüyoruz ki, istisna bir genel kural haline gelmiş. Etrafta Türkçe konuşan olmasa kendimizi yabancı bir ülkede hissetmememiz mümkün değil” diye konuştu.

Şirketlerin Türkçe isimle kurulmasına karşılık bu şirketlerce açılan mağaza ve büroların yabancı isimle adlandırılmasının talihsiz bir alışkanlık olduğunu dile getiren Aygün, “Çocuklarımıza isim koyarken, nasıl kılı kırk yarıyorsak, anlamlarını araştırıyor, Türkçe olmasına özen gösteriyorsak, aynı özeni işyerlerimize isim koyarken de göstermeliyiz. Nasıl çocuğumuza Hans, Jack, Tom adını koymuyorsak, işyerlerimize de, ürettiğimiz ürünlere de yabancı isimler koymamalıyız” dedi. Aygün şunları söyledi:

Kaliteli mal izlenimi vermek için ürünlere İtalyan, Fransız etiketi koymakla kendi sanayimizin kuyusunu kazıyoruz. Mehmet’in hakkını Coni’ye veriyoruz. Tekstil ürünlerimiz Avrupa’da bir numarayken, ceketin içine, gömleğin yakasına yabancı yafta yapıştırmakla, o ülkelere, o ilkelerin dillerine, sanayisine paye verirken, kendi dilimizi küçümsüyoruz. Kendimize mi güvenmiyoruz, ülkemize mi, dilimize mi?. Türkiye artık her alanda her teknoloji ile rekabet edebilecek güçte. Türk markalarını giysilerimizde, tabelalarımızda neden gururla taşımayalım? Bu alışkanlığı artık sorgulamamızın zamanı gelmedi mi? Türkiye global ekonomide yerini, yabancı ülkelerin dili markaları ile değil, kendi kimliği, ana dili, güçlü yerli markalarıyla alması gerekir. Türkiye taklit markalarla değil, kalitesiyle dünya markaları yaratarak ayakta durabilir?

TÜRKÇE EĞİLİP BÜKÜLÜYOR

Türkçe işyeri ve ürün isimlerine harfler, takılar ekleyerek yabancı izlenimi vermenin de yaygın bir uygulama olduğuna dikkat çeken Aygün, “Simiti simmit, balonu baloon, salonu saloon, pazarı baazar şeklinde yazarak Türkçe’yi eğip büküyoruz. Bu eğip bükmekle ne biz İngiliz, ne ürünümüz ingiliz malı oluyor. Balık yerine fish, ev yerine house, demekle kimliğimiz değişmiyor ama, olan Türkçeye oluyor. Gelin bu toplumsal talebi bir kampanyaya dönüştürelim. İşyerlerimizi, markalarımızı yabancı isimlerden arındıralım” şeklinde konuştu.

Kaynak: Ankara Ticaret Odası Bülteni

Bu not, 16.June.2006 tarihinde yazarlarımızdan kalem tarafından eklenmiştir.   
Notun konusu: Türkçe / Türk Dili
Etiketler: none

Yere atılan çöp ve çocuk

Bugün yolda yürürken karşıdan gelen 8-10 yaşlarındaki bir çocuğun cips poşetini yere attığını gördüm. Yanyana geldiğimizde “Çöpünü neden yere attın arkadaşım? Hadi al da at onu çöpe. Bak çöp kutusu şurada” dedim. O da koşarak geri döndü, çöpünü yerden aldı ve çöpe attı.Çöpünü attıktan sonra ben de ona “teşekkür ederim” dedim.

Ben yürümeme devam ettim tabi. Çocuktan 10-15 metre uzaklaşmıştım ki çocuk bana şöyle seslendi:

Sen de çöpünü yere atarsa ağzına .ıçarım haa!

Bu not, 15.June.2006 tarihinde yazarlarımızdan kalem tarafından eklenmiştir.   
Notun konusu: Hayat
Etiketler: none

Soruları kim hazırlayacak?

Bana gelen bir epostada şu yazılı:
soruları kim hazırlayacak

K.T.Ü iktisat bölümü panosunda bir yazı…

Bu not, 15.June.2006 tarihinde yazarlarımızdan kalem tarafından eklenmiştir.   
Notun konusu: Hayat, Komik
Etiketler: none

Yabancılar gözüyle Atatürk

İşte Atatürk ile ilgili pek çoğumuzun bilmediği gerçekler;

1. Atatürk`ün dünyada `başöğretmen` sıfatlı tek lider olduğunu,

2. Bir geometri kitabı yazdığını. Üçgen, açı, dikdörtgen gibi ve 48 tane geometri teriminin (Türkçe) isim babasının bu yazdığı kitapla bizzat Mustafa Kemal olduğunu,

3. Bir röportajda ”Birleşmiş Milletlere üye olmayı düşünüyor musunuz?” diye sorulur, Atatürk: “Şartlarımızı koyarız, kabullerine bağlı. Biz müracaat etmeyiz üye olmak için. Davet gelirse düşünürüz” der. BM yasasını değiştirir ve ilk davet edilen ülke biz oluruz…

4. Yıl 1938, General McArthur’un en zor, en problemli, en buhranlı dönemi. Birden çok sıkılır ve yanında duran yüz yirmiden fazla kişiye döner ve aynen şöyle der: “Şu anda hiçbirinizi değil, büyük istidadı ile Mustafa Kemal’i görmek için neler vermezdim”

5. Yıl 2000, ABD Başkanının milenyum mesajından bir alıntı : “Bugün milenyumun hiç şüphe yoktur ki tek devlet adamı Mustafa Kemal Atatürk’ tür. Çünkü o yılın değil asrın lideri olabilmeyi başarmış tek liderdir”

6. Yıl 1938, Ata`nın ölümünde Tahran gazetesinde yayınlanan bir şiir`den alıntı : “Allah bir ülkeye yardım etmek isterse onun elinden tutmak isterse başına Mustafa Kemal gibi lider getirir”

7. Norveççede `Atatürk gibi olmak` diye bir deyim olduğunu

8. Kurtuluş Savaşında rütbe alan bir çok kadın askerlerimiz var. Ama dünya tarihine geçen tek bir üsteğmenimiz var; 700 erkek, 43 kadından oluşan bir müfrezenin reisliğine bizzat Atatürk tarafından atanmış Üsteğmen Kara Fatma

9. `Atatürk çiçeği`nin adını, çiçeği bulan Wanderbit Üniversitesi profesörlerinden doktor Kirk Landin`in koyduğunu ve bu çiçeğin tüm dünyada bu isimle üretilip satıldığını,

10. Yıl 1996, Haiti Cumhurbaşkanı vasiyetinde mezar taşına yazılmasını istediği metni bırakmıştır. Diyor ki: “Bütün ömrüm boyunca Türkiye’nin lideri Mustafa Kemal Atatürk’ü anlamış ve uygulamış olmaktan dolayı mutlu öldüm”

11. Yunan başkomutanı Trikopis`in, hiçbir zorlama ve baskı olmadan her Cumhuriyet bayramında Atina’daki Türk büyükelçiliğine giderek, Atatürk`ün resminin önüne geçtiğini ve saygı duruşunda bulunduğunu,

12. `Mimber` adında bir gazete çıkarttığını ve 52 sayı yayımlanan gazetede ilk defa sansür kelimesinin geçtiğini

13. Yıl 2005, Amerika’nın en ünlü ekonomistlerinden birisi olan Mr. Johns`un önerisi: “Türkiye ekonomiyle savaşta bir tek Atatürk’ ü örnek alsın yeter”

Kaynak: İnternetAjans

Bu not, 14.June.2006 tarihinde yazarlarımızdan kalem tarafından eklenmiştir.   
Notun konusu: Türkiye
Etiketler: none

Google Earth 4. Sürüm

Karşınızda özlemle, sabırla beklediğim Google Earth Sürüm 4 (Google Dünya Sürüm 4).

Artık ülkemizin büyük bölümü detaylarıyla görünebiliyor. İzmir, Manisa gibi daha önceki sürümlerde yüksek çözünürlüklü görüntülerine ulaşılamayan şehirler, binlerce köy, nehirler, ırmaklar, vb. artık elimizin altında ve olabildiğince net. Uygulama daha kullanışlı hale getirilmiş ve daha hızlanmış.
Veeeee… Artık Linux’de çalışabiliyor!
Çok etkilendim…

Bu not, 13.June.2006 tarihinde yazarlarımızdan kalem tarafından eklenmiştir.   
Notun konusu: Google
Etiketler: none

Oktay Sinanoğlu ve anadilimizden kopuş üzerine

Oktay Sinanoğlu hocamızı bugün HaberTurk kanalında “Aynanın Arkası ve Komplo Teorileri” adlı programda izledim. Ana dilde eğitimden neden ve nasıl koptuğumuzdan ve basında Türk sorunundan bahsetti. Kurtuluş için neler yapılmalı sorusuna o tatlı üslubuyla cevap verdi.

Anadilde eğitimden neden kopuyoruz

Kendisi, 1920′lerdeki büyük kurtuluştan sonra hızla bataklığa sürüklenen Türk milletinin 2. kurtuluşu için gerekli fikir altyapısına sahip olması nedeniyle, dünya bilim tarihi yanında Türk tarihinde de çok önemli bir yere sahiptir. Kitapları, bağımsızlığımızı iyiden iyiye kaybettiğimiz şu günlerde daha da önem kazanıyor.
Oktay Sinanoğlu hocamızın kitaplarını, her Türk gencine hararetle tavsiye ediyorum.

Bu not, 11.June.2006 tarihinde yazarlarımızdan kalem tarafından eklenmiştir.   
Notun konusu: Türkçe / Türk Dili
Etiketler: none

Blinklist ve SQL cümlecikleri

Her gün binlerce bağlantının eklendiği Blinklist‘te yine bir güvenlik açığı bulundu. Sistemde bulunan SQL cümleciklerini ifşa eden hata mesajlarından biran evvel kurtulmalı, sistemlerini daha güvenilir hale getirmeliler.

Security issue in Blinklist

Şimdide Türkçe bilmeyenler için:

We have encountered a new security problem in Blinklist. Since we can see some of the SQL statements of the system in error messages, we call it as a security problem.

I clicked on a link in the homepage of Blinklist. After waiting for a while, I got the error message as in the screenshot.

Blinklist developers fixed the bug that I reported in few days, so I expect them to fix this problem as fast as they can.

Bu not, 11.June.2006 tarihinde yazarlarımızdan kalem tarafından eklenmiştir.   
Notun konusu: Güvenlik
Etiketler: none

Canlı yayında Mehmet Ali Erbil rezaleti

İşte televizyonlarımızda hemen hemen hergün rastladığımız rezaletlerden biri daha. Mehmet Ali Erbil, hergün yayınlanan seviyesiz ve ahlak sınırlarını zorlayan yarışma programında, dün şakanın dozunu bayağı kaçırdı.

ATV’de canlı yayınlanan ’Ya şundadır, Ya Bunda’ programının sunucusu Mehmet Ali Erbil, dün gece yine bir skandala yol açtı.

Erbil dün geceki programı sırasında yayına sürekli aldığı ve “yevmiyeli elemanlarım” dediği kişilere sahnede komut vererek talim yaptırmaya başladı. Bir ara ’Asker eller havaya’ emrini verdi. Daha sonra birinin arkasına geçip aniden pantolonunu indiriverdi. Ekrana pantolonu indirilen elemanın cinsel organları yansıdı. Neye uğradığını şaşıran eleman, hızla davranıp pantolonunu düzeltti ise de skandal görüntülerin ekrana gelmesine engel olamadı. Erbil kahkahalar arasında ’Aldı mı?’ diyerek görüntünün ekrana yansıyıp yansımadığını sorarken olay programı izleyenlerin tepkisine neden oldu.

Kaynak: Hürriyet

[11 Haziran Güncelleme]

ATV kanalının sitesinde programın süresiz olarak yayından kaldırıldığı ile ilgili bir bildiri var. Yayından kaldırılma sebebi olan görüntülere ise buradan erişebilirsiniz (kaynak: Bildirgeç).

“YA ŞUNDADIR YA BUNDA” YAYINDAN KALDIRILDI

Sunuculuğunu Mehmet Ali Erbil’in üstlendiği “Ya Şundadır Ya Bunda” adlı programın 9 Haziran 2006 Cuma günü yayınlanan bölümünde ne yazık ki hoş olmayan görüntüler ekrana yansıdı.

Program canlı olarak yayınlandığı için herhangi bir müdahalede bulunulamadı.

Benzer olaylar sebebiyle, yapımcı ve sunucuyu defalarca uyarmamıza rağmen, toplumun ahlaki değerlerine ters düşen, ilkeli yayıncılık anlayışımızla bağdaşmayan ve seyircilerimize saygısızlık niteliğindeki bu davranışı kabul etmemiz mümkün değildir.

Bu nedenle adı geçen programı süresiz olarak yayından kaldırmış bulunuyoruz.

ATV Genel Müdürlüğü

[15 Haziran Güncelleme]

İnce hicivle yola çıkıp kaba saba soytarılığa dönüşmüş bir eğlence düşkünlüğünün bataklığındayız artık…
Pespayelik çukurunun dibindeyiz.
Öyle bir mezbaha ki kurulan; kurban edilenlerin cellatları da kurban…
Cellat, çaresizliğin son kertesinde kendisine hayranlık duyan fukaraya, sakata, naçara takla attırıp nafile yalvartarak eğlenirken, onun celladı da onun taklalarını izleyip eğleniyor.
Ama unutmayın:
“Yoksulların gözleri” bu hunharlığı izliyor.
Elbet bir gün yol, kazaya doyacak.
Ve muhtemelen o gün indirilen, sizin pantolonunuz olacak.

Kaynak: Can Dündar, Milliyet

Bu not, 10.June.2006 tarihinde yazarlarımızdan kalem tarafından eklenmiştir.   
Notun konusu: Hayat, Türkiye
Etiketler: none