Sonraki Sayfa »

Türkçeleştirmede izlenen sığ yöntemler

Dilimiz bu kadar sığ mı? Türkçemize geçen ya da geçmekte olan yabancı kaynaklı sözcüklere Türkçe karşılık bulurken izlenen yöntemler, kanımca çok gereksiz zorlamalarla dolu. Türkçemizin eklemeli bir dil olduğunu ve kelime türetirken bunun nimetlerinde faydalanabileceğimizin farkındayım. Ancak, yabancı sözcüklere karşılık olarak birebir Türkçe anlamlarını bulmak ve ekler ile türetme tek yok değildir. Birebir karşılık bulma saplıntısında olmamalı, yeni Türkçe köklere ve Türkçemize çok eskiden girmiş ve Türkçeleşmiş (günümüzde kullanılmayan) kelimeleri kullanmalıyız.
Yabancı kelimelere Türkçe karşılık bulma, şu yöntemlerle yapılıyor:

1. Yabancı kelimenin kelime-kelime tam Türkçe karşılığı bulunur. Mesela, Harddisk: Sabit Disk / Compact disk: Yoğun Disk gibi.
2. Yabancı kelimeye anlamca en yakın Türkçe kelime bulunur ve ekleme yapılarak türetilir. Mesela, Campus: Yerleşke / Angle: Açı / Square: Kare gibi.
Seminer kelimesine önerilen Türkçe karşılıkları görünce, özellikle uygulanan yöntemi görünce içim cız etti.

Türkçemizde kök kelime sayısı sabit mi?
Artık kök kelimelerimiz bitti mi?
Neden hep aynı kök kelimelerde türetme yapıyoruz? Yaratıcı olunamaz mı?
İllaha öz!türkçe kelime kökleri kullanmak ve onlardan mı kelime türetmemiz gerek?
Geçmişte insanlarımız aynı anlamı sağlamak için hangi kelimeleri kullanıyordu? yoksa taşlara resim mi çiziyorlardı?
Biz yüzyıllardır nece konuşuyorduk? Rusça mı?

Bu not, 28.May.2006 tarihinde yazarlarımızdan kalem tarafından eklenmiştir.   
Notun konusu: Türkçe / Türk Dili
Etiketler: none

Mausımızı rayt kliklemek

Soru: Desktapımızda mausımızı rayt klikleyince çıkan menüde aşağıdaki opşınlardan hangisi bulunmaz?

Cevap burada

Bu not, 28.May.2006 tarihinde yazarlarımızdan kalem tarafından eklenmiştir.   
Notun konusu: Türkçe / Türk Dili
Etiketler: none

Google Video Sorunsalı

Bildirgec‘deki dostlar, PKK’lı teröristlerin videolarının Google Video‘dan kaldırılmasını sağlamışlar.
Tebrik ederiz…

Bu not, 27.May.2006 tarihinde yazarlarımızdan kalem tarafından eklenmiştir.   
Notun konusu: Google, Türkiye
Etiketler: none

Büyük Altay

Büyük Altay‘ım, sen hiç üzülme… Son maçta birinci futbol ligine katılma fırsatını kaybettin belki, ama biz senden ve senin sevginden vazgeçmedik. Senin yerin birinci futbol ligidir, ve gelecek sene sonunda oraya gideceğine eminiz…

BÜYÜK ALTAY(Söz ve Müzik. Ali KOCATEPE)
Büyük ALTAY ‘a biz sevdalıyız
Bitmeyecektir ona aşkımız
Büyük, büyük, büyüktür ALTAY
Yüzyıla yaklaşan tarihimiz var

İzmir’e futbol ALTAY ‘la geldi
Futbol sevgisi ALTAY ‘la esti
Büyük, büyük, büyüktür ALTAY
Tükenmez bir kaynak, okuldur ALTAY

Bu not, 25.May.2006 tarihinde yazarlarımızdan kalem tarafından eklenmiştir.   
Notun konusu: Hayat
Etiketler: none

Blinklist’de güvenlik açığı

Sequrity issue in Blinklist

BlinkList‘te inanılmaz bir güvenlik açığı. Adres çubuğuna http://www.blinklist.com/search.php yazın, işte size SQL cümleciği. Buradan gayet ciddi bilgiler edinilebilir.

[26 Mayıs, Güncelleme] Blinklist uyarımızı hemen dikkate almış, bu bizi sevindirdi. Kendilerini hata-temizlemedeki hızları için tebrik ediyoruz.

Türkçe bilmeyenler için İngilizcesi:
Here is the BlinkList’s huge security issue. When you write http://www.blinklist.com/search.php to address bar, you will get the query as an error message. Some people can get confidential information by looking at those queries. Anyway, I hope Blinklist fixes this bug as soon as possible. Let’s see…

[26 May, Update] It seems that Blinklist fixed the bug after our post. I congratuate them for their fast response. Good job guys.

Bu not, 24.May.2006 tarihinde yazarlarımızdan kalem tarafından eklenmiştir.   
Notun konusu: Güvenlik
Etiketler: none

Türk milletinin dili Türkçedir

Mustafa Kemal tarafından dil konusuna özellikle milli bir toplum yaratma çabası için oldukça önem verilmiştir. 1931 yılında Afet İnan’a dikte ettirdiği aşağıdaki sözleri bu açıdan dikkat çekicidir.

“Türk milletinin dili Türkçedir. Türk Dili dünyada en güzel ve en zengin ve en kolay olabilecek bir dildir. Onun için her Türk dilini çok sever ve yükseltmek için çalışır. Bir de Türk Dili Türk Milleti için mukaddes bir hazinedir. Çünkü Türk milleti geçirdiği nihayetsiz badireler içinde ahlâkını ânânelerini, hatıralarını, menfaatlerini elhâsıl bugün kendi milliyetini yapan her şeyin dili sayesinde muhafaza olunduğunu görüyor. Türk Dili, Türk Milletinin kalbidir, zihnidir.”

Kaynak:
Kültür ve toplumsal alanda gerçekleştirilen inkılap hareketleri
Hacettepe Üniversitesi, Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
Ders içerikleri, Bahar dönemi 5. hafta notları

Bu not, 23.May.2006 tarihinde yazarlarımızdan kalem tarafından eklenmiştir.   
Notun konusu: Türkçe / Türk Dili
Etiketler: none

Heyecanın dibine vurunca…

Bugün televizyonda eşine ender rastlanabilecek bir olaya tanık oldum. Show TV’de yayınlanan “Kim 500 Bin İster?” isimli yarışma programında, bir yarışmacıya şu soru soruldu:

2 elde 10 parmak var ise, 10 elde kaç parmak vardır?
A-40 B-50 C-100 D-121

Yarışmacı bayan, uzun süre düşündü. Bir fikir beyan edemedi, sesli düşünemedi. Sanki heyecandan kitlenmiş gibiydi. Sonra seyirciye soralım dedi. Tabi Kenan Işık şokta…

Seyirciye soruldu:
%0-121 %1-40 %34-100 %65-50

Bunun üzerine yarışmacı 50′yi seçti ve tereddütün ardından son kararım dedi. Kenan Işık, “Eyvah! Tereddüt ettiğiniz için eyvah…” diyerek şaşkınlığını gizleyemedi.

Bir sonraki soruda ise “Tuna nehri hangi denize dökülür?” sorusuna yarışmacı “Ege Denizi” cevabı verdi ve 10 saniye içinde elendi.

(Bilgi olarak vermek gerekirse, Tuna nehri Karadeniz’e dökülür. Tuna nehriyle beraber Dinyeper, Dinyester, Don ve Kuban nehirleri de Karadeniz’e dökülür.)

Diyeceğim şudur ki, heyecan çok ama çok büyük olduğu zaman, insan düşünme ve irdeleme yetisini geçici olarak yitirebiliyor. Bu enterasan olay bunu bizlere hayrete düşürerek gösterdi.

Bu not, 22.May.2006 tarihinde yazarlarımızdan kalem tarafından eklenmiştir.   
Notun konusu: Hayat
Etiketler: none

Dilde Sadeleşme

…Tarihin derinliklerinde halkın kökünü aramak, dil akrabalığı ile bir ırktan ulusların ortak tarihı geçmişini anlamak, Avrupa ulusları için heyecanlı bir dönem başlatmışıtı; adeta dini bir huşu içindeydiler. Herkes dili dikkatle kullanıyordu. Derken 19. yüzyıl Almanyası, aşırı bir Cermenlik bilinci içinde anadilini Fransızca ve Latin kökenli kelimelerden ayıklamaya başladı. Ayıkladı da; ancak bu ne getirdi? Alman dilinin zenginliği filozofların ve tarihçilerin ortaya koyduğu, çıkardığı eşsiz yeni kavramlarladır. Bu dil ayıklaması ile Almanca, Avrupa dillerine yabancılaştı ve monotonlaştı. Faydası olmadı; bugün Almanca, Avrupa dilleri içinde en çok İngilizce kullanılan bir dile dönüştü. Dil ayıklama cezbesi Almanlar ve Macarlar gibi diğer uluslarda da başladı. Balkanlar’da Türk hakimiyeti dönemini tamamen silmek isteyen Yunanlılar, Dimotiki denen halkın konuştuğu ve hemen herkesin yazdığı dili silmek istediler, çünkü içi Arapça, Farsça, Türkçe ve Slav dillerinden kelimelerle doluydu.

Sadeleşmenin ölçüsü ayıklama değil, dili zenginleştirmek olmalıdır. Türkçe “anlam” kelimesini kazandı diye “mana”yı dışlamamalıdır. “Manidar” olanı “anlamlı” diye çevirsen de “manevi”yi “anlamlı” diye çeviremezsin; “gerçek” ve “hakikat” birbirinden farklıdır. Liste uzar… Yeni kelimeler dile zenginlik getirmeli ve eskileriyle bir arada yaşamalıdır. Arapça ve Farsça kelimelerin bir sürüsü de bizim dilimizde anlam değiştirmiştir. Siyaset, iktisat ve sosyoloji ilgili olan birçoğunu Araplar ve İranlılar bizden almıştır. “Vatan”ın kullanılış biçimi, “cumhuriyet”, “mali buhran”, “kanun-u esasi”, “tefrik-i kuvva = kuvvetler ayrımı”, vs. gibi…

….Elli yıl önce Bakü’lü ve İstanbul’lu bir ortalama okumuş rahat anlaşıyorlardı. Bugün de gayret edilse anlaşmaları mümkündür, anlaşmaktan da kazançlı çıkarlar; bunun dil ırkçılığı ile alakası yoktur. Ama beş yüz kelimelik bir günlük dille konuşan toplumlar için bu şans yoktur. Bizim gençlerimiz hiçbir eski kelime bilmiyor, yenilerini yanlış kullanıyor, argo denebilecek bir düzine sözcükle yetiniyorlar. “Takılmak”, “olay”, “hikaye” gibi her derde deva sözcükler… Maalesef eski Sovyet dünyası da lüzumsuz bir Rusça lügat kalabalığıyla konuşuyor. Bu onların dil ahengini de bozuyor. Ortak lügata doğru gitmelidir. Gelecek yazımızda İstanbul Türkçesi denen dilin ne olduğu üzerinde durabiliriz.

Kaynak: Kırk Ambar Sohbetleri, Aşina Kitaplar

Sayın İlber Ortaylı hocamızın Kırk Ambar Sohbetleri isimli kitabını okuyucularımıza hararetle tavsiye ediyorum. Bu kitap vasıtası ile tarih, edebiyat, kültür, dil ve daha birçok konuda fikirlerini bizlerle paylaştığı için de hocamıza teşekkürü bir borç biliyorum.

Bu not, 20.May.2006 tarihinde yazarlarımızdan kalem tarafından eklenmiştir.   
Notun konusu: Türkçe / Türk Dili
Etiketler: none

Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi

Ey Türk gençliği!

Birinci vazifen, Türk İstiklâlini, Türk cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegane temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni, bu hazineden, mahrum etmek isteyecek, dahilî ve harici bedhahların olacaktır.

Bir gün, istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için içinde bulunacağın vaziyetin imkan ve şeraitini, düşünmeyeceksin! Bu imkan ve şerait, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyaya emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şeraitten dahi elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerini siyasî emelleriyle tevhit edebilirler. Millet fakr-u zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evladı!

İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır!
Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asîl kanda, mevcuttur!

Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK
Bu not, 19.May.2006 tarihinde yazarlarımızdan kalem tarafından eklenmiştir.   
Notun konusu: Türkiye
Etiketler: none

Karşında süpırstaaar, hisset beniii

Erovizyon 2006′da ülkemizi temsil eden Sibel Tüzün’ün biraz evvel canlı temsilini izledim. Şarkının bence en ilginç yönü, Sibel Tüzün’ün şarkıyı günümüz! Türkçesiyle okumasıydı: Karşında süpırstaaar, hisset beniii…

Bu not, 18.May.2006 tarihinde yazarlarımızdan kalem tarafından eklenmiştir.   
Notun konusu: Türkçe / Türk Dili
Etiketler: none